Güneş Evi Nedir? “ve bir çağrı !.”
Güneş, tüm enerjilerin kaynağı. O yüzden, tüm enerjisini üretebilme becerisine sahip olan evlere “güneş evi” demek yavaş yavaş yerleşik bir kavram olmakta.. Ülkemizdeki, tüm enerjisini üretebilen ve atıklarını da kendi bünyesinde çözebilen öncü örnek; Diyarbakır Güneş Evidir. İki yıldır 60.000 kişinin üzerinde ziyaretçiyi ağırlayarak, web sitesinde yüz binlerce kişiyi bilgilendirerek, binlerce vatandaşa ve 22.000 öğrenciye sertifikalı eğitimler vererek hem kendisinden beklenen görevi yapmış hem de bir anlamda iki yılık süreç içinde sıfır enerji harcaması ile rüştünü ispat etmiştir..
Şu anda; belediyenin görevlendirdiği, bu konunun önemine inanmış, eğitim gönüllüsü, pırıl pırıl iki yöneticisi ile; güneş kurutma fırını, güneş ocakları ve güneş arabasını da hayata geçirmiştir. Diğer yandan, Dicle Üniversitesi desteğinde bir Ar-Ge merkezi olarak da hizmet görmektedir.
GÜNEŞ EVİNDEN GÜNEŞ KENTE..
“Güneş Evi” tanımını sadece evlerle sınırlamak doğru olmaz. Tüm yapılar, yani bir kapalı yaşam mekanı oluşturan tüm binalar, hatta bu yapılara ilişkin tüm açık yaşam alanları da; güneşin ve onun temel katkısı ile doğal kaynakların; ısıtacağı, soğutacağı, aydınlatacağı, ve havalandıracağı mekanlar olarak, “enerji mimarlığı” başlığı altında çözümler üretmek zorundadır.. Çünkü maalesef gelecek; fosil yakıt kaynaklarının gittikçe azalacağı, buna bağlı olarak fiyatlarının yükseleceği, uluslar arası enerji lobilerinin siyasal baskılar oluşturacağı ve sözde çözüm niyetine nükleer dayatmaların sıklaşacağı karanlık günlere gebedir.
Bilinmelidir ki son 200 yılın tüm savaşları “enerji” kaynaklarının ele geçirilmesine yöneliktir. Artık tüm ülkeler, global savaşın bir aktörü olmaktan kurtulmak için, ülke genelinde ve kentsel ölçekte doğru planlama ve doğru inşa teknikleri ile temiz ve yenilenebilir kaynaklardan enerji üretmeyi becerebilmek zorundadır...
ENERJİMİZİN BEDELİ
Kentsel yoğunlukta sürdürdüğümüz yaşamda ve sanayi üretiminde, dünya ortalamasının dört katı enerji tüketen bir ülkeyiz. Kişi başına düşen enerji miktarını öne sürerek, matematiği bile kötüye kullanan siyasiler yüzünden dünyadaki en savurgan ülkelerden biri haline geldik. Daha çok enerji üretmemiz ve tüketmemizin, gelişmenin tek endeksi olduğuna bizi inandırdılar. Akıllıca ve yeterince tüketim, hele hele yerinde üretim hiçbir zaman dikkate alınmadı. Öngörüleri doğru olsaydı, o hesaba göre, yıllık %8.5 enerji ihtiyacı artış ortalaması ile bizim çoktan uzaya gitmemiz, yıllık %1 artışı bile çok gören gelişmiş ülkelerin ise yerinde sayıyor olması gerekirdi...
Enerji bedelleri ödenemez boyutlara ulaşmadan çözüm üretmek zorundayız. Bu bedelin, bütçemizin dörtte birine ulaşmış olması ve bu enerjinin temininde %80’e varan dışa bağımlılık göz önüne alındığında, çalmakta olan tehlike çanlarını duymamak, ülkemizin içine düşeceği amansız kıskacı görmemek imkansızdır.
Çözüm üretmek zorundayız. Ve bunu; siyasi beklenti, olmayan kanunlar ve teşvikleri bahane olarak kullanmadan yapmalıyız. Yapabiliriz, çünkü dünyada üretilen tüm enerjinin tam yarısı kapalı mekanlarda tüketilmektedir. Yani sadece bu alanlarda alınacak temel önlemlerle, yani yerinde üretim ve yaşam konforundan vazgeçmeden en az tüketimi hedefleyerek, tüm harcamanın % 25’inden başlayan ve %50’sine kadar varan aralıkta tasarruf olanağımız vardır. Özetle; Türkiye’nin bundan büyük bir harcaması da ve dolayısı ile bundan büyük bir tasarruf şansı da yoktur.
ENERJİ MİMARLIĞI ve HEDEFLERİ
Genel olarak, enerji ve ekoloji dengelerini birlikte gözeten yapısal yaklaşımlar “enerji mimarlığı” başlığı altında bir bilim dalı oluşturmaktadır. Her kent, her belde bundan böyle inşa edeceği her yeni yapıda, gelecek bilimi demek olan “enerji mimarlığı” kurallarını gözetmek ve uygulamak zorundadır. Çünkü bu bir “var olma” savaşıdır. Genel bir kanaat olarak da “ikinci kurtuluş savaşıdır”..
“Cambaza bak” oyunları ile oyalanan kamu oyuna, temelde yatan dev sorunun çözümüne yönelik projeler sunmak, vatana en büyük hizmettir artık.. Yurdumuz, doğanın tüm olanaklarının bize cömertçe sunulduğu bir kara parçasıdır. Tüm vatandaşlarımız şunu bilmelidir ki, batının karanlık yüzünün en büyük korkusu; ülkemizin tüm ihtiyaçlarını kendi toprakları üzerinde üretebileceğinin, yani kendine yetebileceğinin bizzat vatandaşlarımız tarafından farkına varılmasıdır. Daima ve her konuda dünyaya muhtaç ülke olduğumuzu sanmak onların işine gelendir. 100 yıllık bir senaryonun parça parça sahnelenen oyunlarına gelmemeliyiz. O yüzden öncelikle, en büyük harcamamızdan geri adım atabilmek için, kendimize yetebileceğimiz en önemli konudan; enerjimizi üretebilmekten başlamalıyız işe.
BU ÇAĞRI HERKESE !..
Nihai amaç; Tüm illerimizin bir güneş evine kavuşması, orada yapılacak eğitimlerin bir an önce başlaması ve bundan böyle tüm yapılara örnek olmasıdır. Böyle bir Projeye model olarak, 200 m2 kapalı alan hedeflenebilir. Böylece, hem orada yapılacak bilimsel gözlemler hem de halka açık eğitimler için kullanılacak mekanları rahatça kapsayan bir tasarıma ulaşılır.. Enerjiye yönelik çatı eğimlerinin getirisi olarak zemin katın üzerinde bir çatı arası katı olacağı da düşünülmelidir. Bu alan, toplam inşaat alanına dahil edilebilir. Elbette mürüvvete endaze olmaz. Çok daha büyük alanlar ya da önerinin yarısı kadar alanlarda da bu işlevleri gerçekleştirmek mümkün olacaktır.
500-1000 m2 arasında bir arsa alanı, evimizin inşası için yeterlidir. Tahsisin daha büyük olması mümkün olursa, ileride bu alanda; geleceğin temiz enerji yöntemlerinin sergilendiği küçük bir teknopark olanağına da kavuşulmuş olur. Diyarbakır Güneş Evi 120 m2’dir. Sümerpark Sosyal Destek ve Ortak Yaşam alanında ona ayrılmış 3.000 m2 bahçe içinde planlanmıştır.
YAPI SİSTEMİ
Güneş evimizin yapı sistemi; yeryüzündeki tek ekolojik ve sürdürülebilir yapı konstrüksiyonu malzemesi olan, Osmanlının tüm dünyaya ustalığını ve mühendisliğini öğrettiği ahşap çatkı olacaktır. Günümüzde, Amerika, Kanada, Avustralya gibi ülkelerde tüm konutların %90’ı ahşaptır. Bu malzeme aynı zamanda deprem ve sağlık riski içermeyen, çok süratli bir inşa tekniği sunacaktır bize. İnşaat sektörümüze ışık tutması umulur !.. Ahşabı yapı teknolojisinde kullanan ülkelerin ormanları yok olmamakta, tersine bilimsel bir yaklaşım ve bilinçli koruma ile her yıl çoğalmaktadır. Çünkü gerçek koruma ona verilen önem ile başlar..
MALİYET
Bu yapılarda metrekare maliyetinin; enerji ve ekolojiye yönelik tüm hizmetlerini yerine getirmek koşulu ile 2000/TL’yı aşmayacağı, buna mukabil, Diyarbakır uygulamasına benzer bir yaklaşımla en az yarı maliyetini sponsorluk hizmetleri ile karşılayacağı beklenmelidir.
Anlattıklarımızı önemseyip, “peki ben ne yapabilirim ?” diyecek olan kentlerimizin yöneticilerine saygı ile duyurulur.. Girişimleri, önce yaşadıkları kente sonra da ülkemize hayırlı olması dileği ile..

