Ataseven: “Rüzgar Yatırımlarının Finansmanı Zora Girdi”
Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği Başkanı
Yenilenebilir Enerji Kanunu'nda (YEK) alım fiyatlarının avro/cent yerine dolar/cent olarak yeralmasının RES'lerin finansmanında büyük sorun çıkartacağı belirtildi. Rüzgar türbini üreticilerinin çoğunun Avrupa menşeili olduğunu savunan Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği (TÜREB) Başkanı Mustafa Serdar Ataseven, türbin üreticilerinin bulunduğu ülkelerin ihracat kredilerinin rüzgar santrallerinin finanse edilmesinde en büyük kredi kaynağı olduğuna dikkat çekti. Ataseven, Türkiye'nin rüzgar enerjisindeki son durumu, Yenilenebilir Enerji Kanunu ve Ataseven Grubunun rüzgar enerjisi alanındaki yatırımları ile ilgili olarak Yeşil Ekonomi'nin sorularını yanıtladı.
Yenilenebilir Enerji Kanunu'nda fiyatların avro cent değil de dolar cent olarak açıklanması tepki çekti. Siz bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz. Bu sektör açısından ne anlama geliyor?
Tarifenin avro/cent yerine dolar/cent olarak verilmesi sektör açısından finansman döneminde büyük sorun çıkartacaktır. Şöyle ki türbin üreticilerinin büyük kısmı Avrupa menşeili firmalardır ve türbin üreticilerinin bulunduğu ülkelerin ihracat kredileri de ülkemizdeki rüzgar santrallerinin finanse edilmesinde kullanılan en büyük kredi kaynağıdır. Bu nedenle rüzgar santrallerinin finansmanının hepsinin kredi para birimi avro’dur.Tarifenin para birimi olarak dolar cinsinden verilmesi, yatırımcıların kendilerini dolar/avro çapraz kur değişim riskinden korumaları için finansman araçları kullanmalarını gerektirir. Bu araçlar dünyanın mevcut ekonomik durumu göz önüne alındığında bu günlerde oldukça maliyetli finansman araçlarıdır.
Yatırımcıya etkisi ne olur peki?
Kanunda rüzgar için bir önceki tarifeye göre daha yüksek bir garanti alım fiyatı ne yazık ki tanımlanmamış ve yatırımcılar bu açıdan büyük bir hayal kırıklığına uğramıştır. Ancak kanunun kaynak türüne göre, farklı garanti alım fiyatı tanımlaması ve bunun yanı sıra yerel ürün kullanılması durumunda ek fiyat vermesi kanunun yenilik getiren ve umut vaadeden yönleridir.
Rüzgar enerjisinde şu anda ne kadarlık kurulu güce ulaşıldı?
Rüzgar enerjisine dayalı elektrik üretim tesislerinde toplam kurulu gücümüz 1.414 MW’ye ulaşmıştır. Rüzgar enerjisine dayalı elektrik üretim tesislerindeki toplam kurulu gücün ülkemizin toplam kurulu gücü içerisindeki payı ne yazık ki yüzde 3-4 arasındadır.
Peki bu durumda hedefler tutacak mı?
Yatırımcıların tarife ile ilgili artış talebi gerçekleşmedi ve 5.5 avro cent’e karşılık gelen 7.3 dolar cent yeni tarife olarak belirlendi. Tarifelerde artışa gidilmemesi kısa vadede ülkemizin rüzgar kurulu gücü hedeflerine 2015 yılı itibariyle ulaşmasını imkansız hale getiriyor. Mevcut yatırım hızımız ile 2023 yılında toplam 20.000 MW kurulu güce ulaşmamız pek mümkün görünmüyor. Ancak yine de kanunda yerli üretime verilen teşvikin 2015 yılından sonra da devam edeceğine ilişkin kamuoyu algısı sağlanır ise bu teşvikin etkileri ile orta ve uzun vadede 2023 yılı hedeflerine ulaşılabilir.
1 Kasım başvuruları sonrasında kaç lisans verilebildi?
Toplam 1.084 MW kurulu gücünde 28 adet lisans verilmiştir ve toplam 1.024 MW kurulu gücünde 28 adet proje için de EPDK’dan uygun bulma kararı çıkmıştır. Ek olarak TEİAŞ tarafından 4 grup ihale sonuçlandırılmıştır.
Türkiye’nin rüzgar enerjisindeki potansiyeli nedir ve şu anki enerji fiyatları ile bunun ne kadarlık kısmı yatırıma uygundur?
Enerji Bakanlığı’na göre, Türkiye’nin toplam rüzgar enerjisi potansiyeli yaklaşık 45 bin MW’dir. Bana soracak olursanız yaklaşık 30 bin MW’lik hayata geçebilecek rüzgar potansiyelimiz var. Bugünkü şartlar ile bu potansiyelin 2015 yılına kadar ancak 5 bin MW’si yatırıma dönüşebilecektir.
Rüzgar yatırımına yabancı yatırımcı ilgisi ne durumda?
1 Kasım 2007 başvurularını 4 yıllık bir süreçte çözümlememiz, YEK’i gecikmeli olarak çıkartmamız, yabancı yatırımcıların Türkiye algısını kötü yönde etkilemiştir. Ancak 2007 başvurularının lisanslanmaya başlanması ve yerli üretime verilen teşvik, yavaş yavaş yabancı yatırımcıların ülkemize olan ilgisini artırabilir.
Mayıs ayında geçilecek olan yeni Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliği’nin (DUY) sektöre etkisi olur mu?
Türkiye’ de ne yazık ki uzun dönem rüzgâr ölçümleri bulunmuyor. Bu sebeple ülkemizde yapılan rüzgâr tahminleri, veri eksikliğinden kaynaklanan hatalar içeriyor. Rüzgar santrallerine uzun dönem rüzgar verisini toplayacak bir geçiş dönemi tanımadan “Gün Öncesi Piyasa”da yer almaları tabii ki yatırımcıların aleyhine olmuştur. Rüzgâr üreticileri için halen tam anlamıyla işleyen bir piyasa mekanizması bulunmuyor. Bu sebeple ilgili yönetmeliğin değiştirilmesi TEİAŞ’ın altında bütün rüzgar santrallerinin veri sağlayacağı Ulusal Rüzgar Tahmin Merkezi kurulması gerekiyor. Bu merkez faaliyetlerini oturtana kadar rüzgar santrallerinin birkaç yıl bu yönetmelikten geçici olarak muaf tutularak, spot piyasada oluşan fiyatlardan dengesizliğe düşmeden satış yapmasına olanak tanınmalıdır.
500 kW’nin altı piyasada rüzgâr türbinlerinin kullanımı hakkındaki görüşünüz nedir?
İlgili yönetmelik mevcut durumu ile eksik bazı önemli hususlar içerdiğinden etkisinin ne olacağı şu anda varsayımlara dayanıyor. Konu ile ilgili daha net bir fikre sahip olabilmek için, yönetmelikte yapılması planlanan değişiklikleri, uygulamaları ve yönetmeliğin nasıl yorumlandığını görmek, biraz beklemek gerekiyor.
Ataseven Grubu’nun rüzgar enerjisi alanındaki yatırımları ve uzun vadeli hedefleri nedir? Örneğin yerli türbin üretimine yönelik çalışmaları var mı? Bu alana yönelik hükümetin atması gereken adımlar var mıdır?
Ataseven Şirketler Grubu olarak rüzgar enerjisi alanında ana hedefimizi proje geliştirmek ve geliştirdiğimiz bu projelerden lisanslananları hayata geçirerek rüzgar santrallerimizi işletmek olarak belirlemiş bulunmaktayız. Şu anda Türkiye genelinde EPDK’ya 2006 ve 2007 yıllarında başvurusu yapılmış 12 projemiz bulunuyor.
Bu projelerde uluslararası standartlarda fizibilite çalışmaları yapılmış ve son aşamasına gelmiştir. Türkiye de ilk 80 mt uluslar arası standartlardaki akredite ölçüm istasyonu Ataseven Grup tarafından getirtilerek, fizibilite çalışmalarına başlanmıştır. Projelerin yatırımcı olarak bizim tarafımızdaki tüm çalışmaları tamamlanmış olup, katkı payı yarışma prosedürünü bekliyor. Lisanslanmasına müteakip, imar planı uygulamaları ve diğer prosedürler tamamlanarak yatırıma geçilecektir.

