Sera Gazı Emisyonlarının Takibi Hakkındaki Yönetmeliğe Dair

Farız Taşdan
Futurecamp Türkiye Proje Yöneticisi

Daha önceki yazılarımda ve de konuşmacı olarak katıldığım konferanslarda bir çok kez dile getirdiğim gibi sera gazı emisyon yönetmeliği 25.04.2012 tarihli resmi gazetede yayınlandı. Bu yönetmeliğin yayınlanışını, Türkiye’nin iklim değişikliğine yönelik çalışmalarında bir dönüm noktası olarak görüyor ve yönetmeliğin hazırlanışında emeği geçenleri kutluyorum. Zira, emisyona neden olan sektörlerin belirlenerek emisyonlarının izlenmesi; iklim değişikliğine neden olan kaynakların sınırlandırılması konusunda ciddi bir girişimin ana temeli olacaktır.

Yönetmelikte belirleyici olan birkaç hususu burada açıklamakta yarar görüyorum.

1. Öncelikle, izlenerek, doğrulama ve raporlama yapılacak gazlar yönetmeliğin Ek-2 kısmında belirtilmiş olup, Karbon Dioksit (CO2), Metan (CH4), Diazot Oksit (N2O), Hidroflorokarbonlar (HFC’ler), Perflorokarbonlar (PFC’ler), Sülfür Hegzaflorid (SF6) gazlarını içermektedir.

Doğrulamadan kasıt, bir plana göre izlenen emisyon miktarına ait, hem izleme planı hem de izleme raporlarının bir doğrulayıcı kuruluş (denetçi) tarafından doğruluğunun denetlenmesidir. Doğrulayıcı kuruluşlar, TÜRKAK (Türkiye Akreditasyon Kurumu) tarafından akredite edilmiş olup, bakanlık (Çevre ve Şehircilik Bakanlığı) adına hareket edeceklerdir. Doğrulayıcı kuruluşlar ile ilgili olarak yönetmelikte detaylı bilgi verilmiş bulunmaktadır.

2. Yönetmeliğe tabii olan sektörler konusunda yönetmeliğin Ek-1’i çok detaylı ve net açıklamalarda bulunmaktadır. Detaya girmemekle birlikte, faaliyetlerin yönetmelik kapsamına alınması, termal anma ısıl güçlerinin büyüklüğüne (20 MW ve üzeri) yada günlük üretim kapasitelerine göre sınıflandırılmış bulunmaktadır. Avrupa Emisyon Ticaret Sistemi takip edilerek hazırlanan yönetmelikte, enerji üretimi, petrol rafinasyonu, kok üretimi, çimento ve klinker üretimi, demir çelik üretimi, birincil ve ikincil alüminyum üretimi, seramik, kireç, cam, kağıt, alçı, elyaf, karbon siyahı, nitrik asit, adipik asit, glioksal ve glioksilik asit, amonyak, hidrojen ve sentez gazı, soda külü ve sodyum bikarbonat üretimi yapan kuruluşlar yönetmelik kapsamında bulunmaktadırlar.

3. Yönetmelik kapsamına giren faaliyetlerin, 2015 yılı emisyonlarını izlemeleri, raporlamaları ve bu raporu da doğrulayıcı kuruşlara onaylatmaları gerekecektir.  2015 yılına ait izleme raporunun bakanlığa sunulması gereken son tarih, 2016 yılı Nisan ayının son günüdür.

4. Sera gazlarının izlenmesi bakanlıkça onaylanacak olan izleme planına göre yapılacaktır. İzleme planlarının, izlenmesi gereken ilk tarihten 6 ay öncesinde doğrulanarak bakanlığa sunulma zorunluluğu vardır. Bir diğer deyişle, izleme planları 2014’ün Haziran ayı sonu itibari ile doğrulayıcı kuruluşlar tarafından onaylanarak bakanlığa sunulmak zorundadır.

Yukarıdaki 3. ve 4. maddeler çerçevesinde, sera gazlarının ilk yıl izlenmesi doğrulanması ve raporlanmasına ilişkin basamaklar aşağıdaki gibidir.

Şekil 1: Sera gazı emisyonlarının izlenmesi doğrulanması ve raporlanmasına dair basamaklar

Şekil 1’de gösterildiği gibi izleme, doğrulama ve raporlama sistemine işlerlik sağlamak için 2014 yılının birinci yarısına kadar yapılması gereken çok önemli 4 adım bulunmaktadır.  

1. Sera gazı emisyonlarının takibi hakkında yönetmeliği işlerli kılacak tebliğlerin en kısa zamanda yayınlanması,

2. Sera gazlarını izleyecek faaliyet kuruluşlarının bilinçlendirilmesi ve bilgilendirilmesi, 

3. İzleme planlarını ve raporlarını kontrol edecek doğrulayıcı kuruluşların akreditasyonun TÜRKAK tarafından yapılması, dolayısı ile TÜRKAK’ta kapasitenin artırılması, 

4. Bakanlıkta izleme planlarını ve raporlarını onaylayacak altyapının ve yeterli derecede eğitilmiş personelin bulundurulması.

Yukarıdaki gereklerin yerine getirilmesi için önümüzde 1,5 – 2 yıl var.  Yeterli midir derseniz, mümkündür derim. Çünkü Türkiye’de gönüllü karbon piyasasında 2005’den beri faaliyet gösteren,  sanayi kuruluşlarına, bakanlığa, doğrulayıcı kuruluşlara ve de akreditasyon kurumuna yol gösterebilecek, danışmanlık verebilecek yetkinliğe sahip karbon danışmanlık firmaları var.  Yeter ki, sistemin önünü açacak yasal düzenlemeler yapılabilsin. Özel sektörün bu işin altından kalkacağına inancım var. Daha önce söylediğim gibi Türkiye’deki sera gazı emisyonların takibine ilişkin yasal düzenleme Avrupa Birliğinde 2003’ten beri yürürlükte olan  direktifi takip etmektedir. Bu nedenle Avrupa Emisyon Ticaret Sistemi’nde oluşmuş deneyim, gönüllü karbon piyasasında olduğu gibi Türkiye’ye sera gazı emisyonlarının izlenmesi konusunda öncülük edecektir.

Fakat, en büyük rolü, kuralları koyan ve bunu onaylayan bürokrasi oynayacaktır. Çevre ve Şehircilik Bakanlığının İklim Değişikliği Dairesi, Türkiye’nin iklim değişikliği konusundaki çalışmalarının öncülüğünü yürütmektedir. Sera gazı emisyonlarının izlenmesi, doğrulanması ve raporlanması konusundaki çalışmalarında alt yapının yetersizliği oluşacak sistemin ayakta durmasını tehlikeye sokabilir. Dikkat edilmesi ve en kısa sürede yapılması gereken hususlar, ilgili birim personelinin yeterli yetkinliğe ve sayıya en kısa sürede ulaştırılması, sektörlerin bilinçlendirilmesi ve bilgilendirilmesi çalışmalarının yapılması, doğrulayıcı kuruluşlara yetkilendirmelerin yapılması, elektronik alt yapının ihtiyaçları karşılayabilecek düzeye çıkartılmasıdır.

Sera gazı emisyonlarının izlenmesi doğrulanması ve raporlanması sistemi işlevsellik kazanırsa, ilk olarak, Türkiye bu sayede, ölçülebilir, raporlanabilir ve doğrulanabilir emisyon verilerine sahip olacaktır ki uluslararası iklim değişikliği müzakerelerinin koşulsuz olarak talep ettiğini yerine getirmiş olacaktır ve elindeki verilere istinaden daha tutarlı müzakere yürütebilecektir. İkinci olarak, emisyona neden olan kaynakların tespiti mümkün olacak ve bu çerçevede önleyici politikalar geliştirilebilecektir.  Sera gazı emisyonlarının izlenmesi, raporlanması ve doğrulanması tek başına pek çok olumlu sonucu ortaya çıkaracağından, bakanlığın bu adımının hayati önemi olduğunu düşünüyor ve de destekliyorum.

 
 
 

Yazar Hakkında
X

2002 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi, uluslararası ilişkiler bölümünden mezun olan Farız Taşdan, 2004 yılında HTW-Berlin üniversitesi uluslararası ekonomi ve kalkınma ekonomisi programından yüksek lisans derecisi almıştır. 2007 yılında başladığı Tomas Bata Üniversitesi’ndeki doktora çalışmalarının yanında, 2007 ile 2009 yılları arasında iklim değişikliği ve karbon piyasaları alanında FutureCamp GmbH’ye bağlı olarak çalışmalar yürütmüştür. 2009 yılında FutureCamp Türkiye’nin kurulması çalışmalarında bulunmuş ve FutureCamp Türkiye’nin kuruluşu ile birlikte halen yönetici ortak pozisyonundadır.

Farız Taşdan, iklim değişikliği politikaları alanında araştırma çalışmaları yürütmektedir.