
GRI Sürdürülebilirlik Raporlaması
Ethem Yenigün
METSİMS Sürdürülebilirlik Koordinatörü
İstanbul Menkul Kıymetler Borsası Sürdürülebilirlik Endeksi, Kurumsal Yönetim İlkeleri Uyum Raporu, Sürdürülebilirlik raporlaması…vb son 2 yıl içinde çokça karşılaştığımız konular olmaya başladı. Bu konularda toplantılar yapılmakta, basında haberler yayınlanmaktadır. Tamamı daha kurumsal, çevreye daha duyarlı olunduğunu beyan etmek amacıyla yazılan ve yazılanların toplumla paylaşılması amacını güden bu çalışmalar gerçekte bir dizi olumlu gelişmeyi mi ifade ediyor yoksa bir zamanların stratejik planları gibi kimsenin okumadığı birer rapor mu? Herhangi bir firmanın, kendi internet sitesinde sürdürülebilirlik raporlamasını yayınlaması ne ifade ediyor? Hangi rapor ve çalışmayı kamuoyu nasıl anlamalı? Bu yazı, bu ve buna benzer sorulardan hareketle bahsettiğim raporlamalardan biri olan Global Reporting Initiative (GRI)’i konu alıyor.
Ekonomilerin küreselleşmesi bir yandan insanların refahını arttırırken diğer yandan doğa için yeni riskleri beraberinde getirmektedir. Bu olgu, artık herkesin kabul ettiği, kimsenin karşı çıkmadığı bir gerçekliktir. Bir yandan toplumların yaşam kalitesinin geliştiğini belirten raporlar yayınlamakta, diğer yandan çevrenin durumu ve milyonlarca insanın yoksulluk ve açlıkla karşı karşıya kaldığını haber veren alarmlar çalmaktadır.
Kuzey güney çelişkisi ve çevresel sorunların çözülmesi risklerini konu alan sürdürülebilirlik, toplumun tüm kesimleri için benzer anlamlar ifade etse de herkes için aynı faaliyetlerin yapılması gerektiğini ifade etmeyebilir. Sürdürülebilirlik konusunda çevreci bir sivil toplum kurumunun yapabileceği ve yapmak istediği ile büyük bir şirketin yapabilecekleri arasında farklar vardır.
Firma faaliyetlerinin, özellikle büyük endüstrilerin çevre üzerindeki etkileri çevre sorunlarının asıl nedenidir. Bundan dolayı, nasıl ki uluslar arası göç veya insan kaçakçılığı gibi konuların çözülmesi için hükümetlerden eylemler bekleniyorsa, sürdürülebilirlik konusunda da firmaların harekete geçmesi beklenmektedir.
Firmalar, çevreye duyarlı üretim yaptıklarını, ürünlerinin çevreye duyarlı olduklarını ve bunları topluma beyan etmek için raporlar düzenlemektedirler. Kısaca sürdürülebilirlik raporlaması olarak bilinen bu raporların en ünlüsü GRI tarafından çerçevesi çizilen raporlamadır.
Türkiye’de birçok firma tarafından tercih edilmeye başlanan sürdürülebilirlik raporlama çerçevesi olan GRI Sürdürülebilirlik Raporlaması, küresel olarak en çok tercih edilen sürdürülebilirlik raporlamasıdır. İlk hali 1997 yılında Boston’daki CERES adlı sivil toplum kuruluşu tarafından geliştirilen rapor kurumların çalışanları, sivil toplum kuruluşları, yatırımcılar, muhasebeciler gibi çok paydaşlı bir katılımla tartışılmakta ve kullanıma sunulmaktadır. GRI, Ekim 2006’da Amsterdam’daki dünya konferansında 3.Sürdürülebilirlik Raporlama Rehberi’ni kullanıma açmıştır. Bu rehberi 2002’de iş dünyası liderlerinin Johannesburg’da karar verdiği gibi, küresel sürdürülebilirlik programına katkıda bulunmak ve dünya toplumuna sürdürülebilirlik performanslarını sunmak isteyen şirketler için bir milat olmuştur.
G4 versiyonuna hazırlık özelliği taşıyan G3.1 versiyonu 2010’da kullanılmaya başlanan raporlamanın yeni versiyonu olan G4 için kamuoyunun eleştirileri 2011 yılında alınmaya başlandı. Bu eleştiriler sonunda nihai halini alan raporlama daha sonra yürürlüğe girecektir.
Bu raporlamayı kurumsallaştırarak uygulanabilir hale getiren, bu konuda eğitimler veren ve çerçeveleri sürekli geliştiren GRI, kar amacı gütmeden çalışmalar yapan bir uluslararası organizasyondur. Kurumun hazırladığı raporlama çerçevesi, büyüklüğü ne olursa olsun, tüm sektörler için ortak ve güvenilir bir dil geliştirmiştir. Bu kurum, küçük, sadece bir ülkede işlem gören işletmelerden, coğrafi olarak yaygın operasyonlar yürüten büyük uluslararası firmalara kadar hemen tüm firmaların rahatlıkla uyabileceği bir çerçeveye sahiptir. GRI, genel ve seçilmiş bazı sektörlere özgü bir içeriğe sahiptir.
GRI, özel sektör firmaları dışında sivil toplum kurumları ve hükümet kurumlarının da uyarlayabileceği raporlama çerçevesi geliştirmiştir. Ancak bunlar, firma raporlamaları kadar zengin bir içeriğe sahip olmayıp kullanımları da yaygın değildir. Türkiye’de bu GRI raporlaması yapan birçok firma olmasına rağmen herhangi bir sivil toplum örgütü veya kamu kurumu bu raporlamayı henüz yapmış değildir. Orta Vadeli Program gibi programlar incelendiğinde, kamu kurumlarının, özellikle belediyelerin kısa bir zaman içinde bu raporlamayı yapacaklarına şüphe yoktur. Önemli olan, hangi kurumların çalışmayı ilk olarak yapacağı ve bunu kamuoyu ile nasıl paylaşacaklarıdır.
GRI raporlama çerçevesi, raporlama döneminde kurumun taahhütler, stratejisi, ve yönetim yaklaşımının neden ve sonuçlarını kapsamaktadır. Raporlamanın nihai amacı, bir kurumun ekonomik, çevresel ve sosyal performansına dair genel bir çerçeve oluşturmak ve oluşturulan bur çerçeveyi kamuoyu ile paylaşmaktır.
Raporlama, raporlamayı yapan kurumun istediği kapsama göre farklılık gösterebilir. Her bir kapsam için bir dış denetim firmasında yardım alındığında, rapor artı (+) değeri alıyor. Ancak kurum, istediğinde herhangi bir bağımsız denetim firmasından yardım almadan da raporlamayı yapabiliyor.
Sürdürülebilirlik raporlaması ilkeleri, rapor içeriğinin belirlenmesi ve raporlanan bilgilerin kalitesinin sağlanması amacıyla çeşitli prensiplerden oluşur. Bu ilkeler, Performans Göstergeleri ile Standart Açıklamalar ve Rehber’dir.
Rapor ana hatları ile şu bölümlerden oluşmaktadır: Firmanın strateji ve profili (strateji ve analiz, kurumsal profil, rapor parametreleri, yönetişim, taahhütler ve katılım ve yönetişim yaklaşımı ve performans göstergeleri), Ekonomi, Çevresel ve Sosyal (iş gücü uygulamaları ve insana yakışır iş) insan hakları, toplum ve ürün sorumluluğu bölümlerinden oluşmaktadır.
Türkiye’de sayıları gittikçe artan bu raporların herhangi bir değerlendirilmesi yapılmış mı? Bu raporların içerik olarak eksiklikleri var mı? Bir sonraki yazımda bu konuyu ele alacağım.

