Türkiye Sınıfta Kaldı

08 Aralık 2011

Germanwatch ile İklim Küresel Ağı-Avrupa’nın (Can Europe) birlikte hazırladığı iklim değişikliği performans endeksi açıklandı. Dünyadan 200 uzmanın hazırladığı endeks, ülkelerin iklim değişikliği konusunda ne kadar çaba harcadıklarını gösteriyor ve en iyiden kötüye bir sıralama yapıyor. Küresel enerji kaynaklı salımların %90’unu kapsayan 58 ülkenin değerlendirildiği raporda, toplam seragazı salımından ülke politikalarına kadar çeşitli kıstaslara göre değerlendirilme yapılıyor.

İlk üç sıranın sorunu çözecek düzeyde politika üreten bir ülke olmamasından dolayı bu yılda boş bırakıldığı endekste en başarılı ülkeler sırasıyla İsveç, İngiltere, Almanya ve Brezilya oldu. En fazla salım yapan 10 ülkeden İran 60. Çin 57. Rusya 56. Kanada 54. ve ABD ise 52. sırada yer alırken bu grup içinde en iyi iklim politikasına sahip ülke Çin oldu. Son dörde giren ve listede 58. sırada yer alan Türkiye ise en kötüler arasında yer aldı.

Devamı için tıklayınız →

Gelecek Hafta Neler Olacak!

05 Aralık 2011

- 5 Aralık Pazartesi günü Heinrich Böll Stiftung, alternatif COP’ta “Nükleer ve Kömürün Ötesi” başlıklı bir panel düzenliyor.
- 6 Aralık Salı günü üst düzey görüşmeler başlıyor, devlet başkanları, başbakan ve bakanlar Durban’a geliyor.
- 6 Aralık Salı günü Germanwatch ülkelerin iklim değişikliği performansını açıklayacak.
- 7 Aralık Çarşamba günü TÜSİAD “İklim değişikliğini önlemede özel sektörün rolü” başlıklı bir oturum düzenleyecek.
- 8 Aralık Perşembe günü Türkiye Cumhuriyeti Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz Genel Kurul’da bir konuşma yapacak.

Afrika iklim için yürüdü

05 Aralık 2011

Her yıl yapılan iklim toplantılarının en renkli anlarından biri ilk haftanın soununda yapılan büyük iklim yürüyüşü. Bu yıl Güney Afrika’nın Durban kentinde yapılan yürüyüş ise özellikle katılımcıların farklılığı nedeniyle öne çıktı. Binlerce kişi, davulların eşliğinde yürüyüşe geçti ve hükümetleri iklim değişikliği konusunda göreve çağırdı. Eylemciler, yıl sonunda ilk dönemi sona erecek Kyoto Protokolü’nün ikinci yükümlülük döneminin hayata geçirilmesini ya da yeni ve güçlü bir anlaşmanın Durban’da karara bağlanmasını bekliyor.
Devamı için tıklayınız →

Günün Fosili ödülüne Türkiye’den destek

05 Aralık 2011

Türkiye’nin Günün Fosili ödülünü almasının ardından Tüketici Dernekleri Federasyonu (TÜDEF), Ankara Fotoğraf Sanatçıları Derneği (AFSAD), Tüketici Koruma Derneği-TÜKODER Ankara Şubesi, Perşembe Akşamı Bisikletçileri Ankara (PAB) ve ODTÜ Mezunları Derneği (ODTU MD) ortak bir açıklama yaparak karara destek verdi.

İklim değişikliği konusunda Türkiye’nin her şeyi istediği ama hiç birşey vermediği ifade edilen açıklamada şöyle denildi: “İ klim dostu teknolojilere, enerji verimliliğine, yenilenebilir enerjiye gelince para bulamayan Türkiye, nükleere, kömüre, duble yollara ve üçüncü köprüye gelince para bulabiliyor. Daha da kötüsü, deprem için toplanan vergileri bile duble yollara harcayarak iklim düşmanı projelere para yatırıyor. Müzakerelerde, Türkiye’nin iklim değişikliğine karşı mücadele etmek için finansmana ihtiyacı olduğu söylenirken, duble yollara, İ zmir-İ stanbul otoyoluna ve İ stanbul’a yapılması düşünülen 3.köprüye neredeyse 100 milyar dolara yakın para ayrılıyor. Bu rakam ise zengin ülkelerden gelişmekte olan ülkelere verilmesi hedeflenen Yeşil İ klim Fonu’nun yıllık miktarına eş.

İmzacı sivil toplum örgütleri, iklim değişikliğinin etkilerinin her geçen gün artmasına rağmen hükümetin yurttaşlarını ve gezegeni yok oluşa sürükleyen politikalara devam ettiğini, bu nedenle de Türkiye’nin “Günün Fosili” seçilmesini desteklediklerini belirtiyorlar.

Türkiye Günün Fosili Seçildi

05 Aralık 2011

Durban, Güney Afrika – Fosili ödülünü Cumartesi akşamı (3/12/2011) Türkiye aldı. 700’den fazla üyeye sahip İklim Eylem Ağı (CAN) adlı grup tarafından organize edilen “Günün Fosili” ödülü, iklim müzakerelerinde sonucu olumsuz etkileyecek politikalar ortaya koyan ülkelere veriliyor. 1999 yılından bu yana verilen ödülü Türkiye ilk kez bu yıl kazandı(!) ve podyuma çıktı.

CAN Uluslararası tarafından yapılan açıklamada Türkiye’nin ödüle layık görülmesinin nedeni, seragazı emisyonlarını indirmek için hedef belirlemeden, Kyoto Protokolü’nün mekanizmalarından faydalanarak teknolojik ve finansal destek almaya çalışması olarak gösterildi. Basın açıklamasında şu satırlara yer verildi: “Türkiye seragazı emisyonlarını 1990’dan bu yana yüzde 98 oranında arttırdı ve bugüne kadar bu eğilimi tersine çevirecek bir hedef veya taahhüt almamayı da başardı. Türkiye, finansal kaynaklarını daha fazla kömür santrali, iki nükleer santral ve karayolu yapımına harcıyor. 15 bin kilometre uzunluğunda yeni duble yol ve İstanbul’a yapılması planlanan 3. köprü örnekler arasında”.

Türkiye’nin günün fosili seçilmesinin nedenleri arasında Kyoto Protokolü’nün finansal ve teknoloji mekanizmalarından faydalanmak için başvuruda bulunurken, iklim değişikliğiyle mücadele konusunda bir hedef belirlememesi ve Kopenhag Uzlaşması’nın ardından bir taahhütte bulunmaması gösteriliyor. Ödül töreninde yapılan konuşmada, Türkiye’nin bu tavrıyla ileri gelişmiş ülkeler için kötü bir örnek teşkil ettiği belirtildi ve esprili bir dille, ekonomik büyüme konusunda rakamlardan bahsetmeyi seven Türkiye’nin, seragazı emisyonları konusunda ise halının altına saklanmayı tercih ettiği söylendi.

Avrupa’nın en iyi rüzgâr, güneş ve jeotermal enerji potansiyellerinden birine sahip Türkiye’nin bu enerji kaynaklarına daha fazla ilgi gösterebileceği ve enerji verimliliği konusunda daha aktif olabileceği öne sürülüyor. Türkiye’nin EK-1 ülkeleri arasındaki özel durumunun, daha fazla talepte bulunup iklim için daha az çaba harcaması için bir özür teşkil edemeyeceğini belirten CAN, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni iklim değişikliğini önlemek için yenilenebilir enerji ve enerji verimliliğine daha fazla yatırım yapmaya ve nükleer santral projelerinden vazgeçmeye çağırıyor.

İklim Değişikliği Risk Haritası

02 Aralık 2011

Germanwatch adlı sivil toplum örgütü Durban’da iklim değişikliği sonucu aşırı iklim olaylarından en çok etkilenen ülkelerin bir haritasını yayımladı. 1991-2010 yılları arasında aşırı iklim olaylarından en çok etkilenen ülkelerin başında Bangladeş geliyor. Bangladeş’i Myanmar ve Honduras izliyor. Türkiye ise 1991-2010 ortalamasında 106. sırada yer alsa da 2010 yılı listesinde 88. sıraya yükselmiş durumda.

Günün Fosili ödülü bu sefer Polanya’ya gitti

02 Aralık 2011

Durban’daki toplantıların ilk üç günü geride kaldı. İklim Eylem Ağı (Climate Action network-CAN) her yıl olduğu gibi bu yıl da müzakerelerin önünü tıkayan ülkeleri deşifre etmeye devam ediyor. İİklim değişikliğini durdurma çabalarının karşısında duran bu ülkelere “Günün Fosili” ödülü veriliyor. İlk üç gün boyunca Kyoto Protokolü’nden çekileceğini açıklayan Kanada 2 kez birincilik, bir kez de ikincilik ödülü aldı. Çarşamba akşamı ise ödül, kömür sevdasına yenik düşen Polanya’ya gitti.

Müzakereler nasıl tıkandı?

02 Aralık 2011

Her şey Kanada’nın Kyoto’dan çekileceğini açıklamasıyla başladı. Böylece, Kyoto Protokolü’nün hem daha yüksek hem de bağlayıcı hedeflere sahip olacak ikinci döneminin hayata geçme şansı tehlikeye girdi. 31 Aralık 2011, Kyoto’nun tabuta konduğu tarih olabilir. Kanada ipi çekti ama zaten birçok ülke arasında ciddi anlaşmazlıklar vardı. Müzakerelerin nerede tıkandığını ve ülkelerin anlaşamadığı noktaları kısaca özetlemekte fayda var. Kanada, katran kumlarından petrol elde etmek istiyor. Ciddi bir rezervi var ve fosil yakıt kullanımının sınırlandırılması işleri bozuyor. ABD, 2020 yılında seragazı salımını 2005’in %17 aşağısına çekmeyi öneriyor. Bu düşük hedef kimseyi memnun etmiyor. ABD ayrıca, “Çin yoksa ben de yokum” diyor. Kyoto’nun ikinci dönemi veya yerine gelecek yeni anlaşmada Çin’in de bağlayıcı hedef almasını istiyor. Çin ise buna yanaşmıyor. G-77 ve Çin Grubu yaptıkları açıklamada, Kyoto’nun ikinci döneminin hayata geçmesini desteklediklerini ancak gelişmiş ülkelerin daha ciddi hedeflerle masaya gelmelerini istedi. Neredeyse ABD’nin talebinin tam tersi! İİŞ burada tıkanıyor. Sadece ABD değil, birçok gelişmiş ülke veya protokol dilinde söylersek EK-1 ülkesi, Çin, Brezilya, Hindistan gibi gelişmekte olan ülkelerin bağlayıcı hedef almadığı yeni bir döneme dahil olmak istemiyor. AB, Kanada’nın manevrasından sonra yaptığı açıklamada yeni bir anlaşmaya göz kırparken, daha çok ülkenin bağlayıcı hedefler belirlemesi gerektiğinin de altını çiziyor. AB, yeni anlaşmanın en geç 2015’e kadar tamamlanması gerektiğinin de altını çiziyor.

Çin ise, bu süreçte seragazı azaltım hedef vermek yerine karbon yoğunluğu azaltım hedefi verdi. Kendi salımlarının neredeyse dörtte biri başka ülkelere yaptığı üretim kaynaklı olması, hedefin gerekçesi olarak görülebilir. 2020 yılına kadar karbon yoğunluğunu %45 azaltma hedefi çerçevesinde 12. 5 yıllık kalkınma planında ciddi hedefler koydu. Ancak, ölçülebilir, raporlananabilir ve doğrulanabilir (MRV) bir envanter konusunda uzlaşamaya varmaması ise, müzakerelerde özellikle ABD’nin en çok sıkıştırdığı konu. Küçük ada devletleri, Latin Amerika ve Afrika ülkeleri Kyoto’nun devamı konusunda hemfikir ve her fırsatta bu taleplerini dile getiriyorlar. Sivil Toplum Örgütleri, “Kyoto’yu seviyorum” ve “Kyoto’yu kurtar” rozetleriyle toplantılara giriyor. Bakalım zengin azınlık çoğunluğun bu talebine nasıl yanıt verecek?

Sonuçta, müzakere tekniği olarak karşı tarafın açığına kilitlenildiği sürece uzlaşma çıkması mümkün görünmüyor.

Kanada, Dünyanın neresinde?

02 Aralık 2011

Şimdiye kadar yapılan bütün zirvelerde sivil toplum tarafından pek çok kez günün fosili seçilen Kanada kötü bir sicile sahip. Kyoto Protokolü’ne taraf olan ve 2012 itibariyle seragazı salımını 1990 yılının %6 aşağısına çekmekle yükümlü Kanada, 4 yıl önce bu hedefe uymayacağını açıkladı. Bu karar sonucunda ülke salımları 1990 yılına göre %18 arttı. Kararda etkili olan ve 2006 seçimleri ile başa geçen muhafazakar Stephen Harper hükümeti, son yıllarda katran/zift kumu (tar sands) kaynaklarını petrole dönüştürülmesi projesi ile iklim açısından tehlikeli bir adım attı.

Katran kumunun çıkartılması ve petrole dönüştürülmesi hem enerji yoğun olması, hem de ciddi su harcanması açısından eleştiriliyor. ÖÇte yandan, seragazı salımı açısından da ciddi bir sorun olarak görülüyor. Kanada’nın Protokol’den çekileceğini söylemesine rağmen öte yandan zirvede görüşlerini ifade etmesi oldukça garip karşılanıyor. Salı günü Kanada delegesinin konuşmasının ardından çevre örgütleri Kanada’dan toplantıdan çekilmesini talep ederek tepki gösterdi. Paris, Berlin, Olso ve Stokholm’de bulunan elçilikler pazartesi günü protestolara sahne oldu. Kanada hükümetinin Keystone XL katran kumu pojesinin önünü açmak ve küresel düzeyde gelişen yenilenebilir enerji politiklarını engellemek gibi bir amacı olduğu yönünde söylentiler dolaşıyor.

“Anlaşma yok” nereden çıktı!

02 Aralık 2011

İİlk kez Kasım ayı ortalarında yeni bir anlaşma olmayacağına dair bir haber medyaya sızdı. Önce Kanada süreçten çekileceğini duyurdu. Ardından Rusya, Japonya gibi ülkeler de bu listeye eklendi.

Kasım ayı başında Virjinya’da Ana Ekonomiler Forumu-MEF toplantısı gerçekleşti. Bu toplantıya en fazla seragazı salımı yapan 17 ülke katıldı. Toplantının temel konusu iklim değişikliği konusunda yeni bir anlaşma için görüşmelerin 2015’e kadar ertelenmesi idi. Nitekim bu toplantının ardından medyada COP17 ve Kyoto’nun geleceği tartışılmaya başlandı.

Gelinen noktada, iklim değişikliği konusunda bilimsel gerçekler yerine mevcut yüksek karbon ekonomisini tercih eden ülkelerle karşı karşıyayız. Bağlayıcı ve iklim sorununu adil bir şekilde çözecek bir anlaşma sürecini ötelemek için atılan adımlar zirvenin başlangıcına damga vurdu. Böylece umutları öldüren bir zirve ön hazırlığı başarıyla hayata geçirildi.

← Eski Yazılar

Yeni Yazılar →