<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Durban Postası &#124; BM İklim Değişikliği Konferansı 2011</title>
	<atom:link href="http://www.yesilekonomi.com/durban-postasi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.yesilekonomi.com/durban-postasi</link>
	<description>Durban Postası</description>
	<lastBuildDate>Wed, 21 Dec 2011 11:23:27 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3</generator>
		<item>
		<title>Durban’da Neler Oldu? Durban İklim Değişikliği Konferansı’nın Sonuçları</title>
		<link>http://www.yesilekonomi.com/durban-postasi/durban-neler-oldu-iklim-degisikligi-konferansi-sonuclari/</link>
		<comments>http://www.yesilekonomi.com/durban-postasi/durban-neler-oldu-iklim-degisikligi-konferansi-sonuclari/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 21 Dec 2011 11:23:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yesilekonomi.com/durban-postasi/?p=183</guid>
		<description><![CDATA[“Ancak özgür insanlar müzakere yapabilir. Senin ve benim özgürlüğüm farklı olamaz (ayrı tutulamaz).” Nelson Mandela Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (BMİDÇS) Taraflar Konferansı’nın 17’nci ve Kyoto Protokolü Taraflar Konferansı’nın 7’nci Toplantıları (UNFCCC COP17/CMP7), 28 Kasım – 9 Aralık 2011 &#8230; <a href="http://www.yesilekonomi.com/durban-postasi/durban-neler-oldu-iklim-degisikligi-konferansi-sonuclari/">Continue reading <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em>“Ancak özgür insanlar müzakere yapabilir. Senin ve benim özgürlüğüm farklı olamaz (ayrı tutulamaz).” </p>
<p>Nelson Mandela</em></p>
<p>Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (BMİDÇS) Taraflar Konferansı’nın 17’nci ve Kyoto Protokolü Taraflar Konferansı’nın 7’nci Toplantıları (UNFCCC COP17/CMP7), 28 Kasım – 9 Aralık 2011 tarihleri arasında Güney Afrika’nın Durban Kentinde gerçekleştirildi. Durban Konferansı’nın öncelikli amacı, ötekilerin yanı sıra, Kyoto Protokolü’nün 2008-2012 birinci yükümlülük döneminin sonrasında, örneğin 2020 yılına kadar ve sonrası için, gelişmiş ülkelerin sayısal sera gazı salımlarını azaltma ve mali- teknolojik yükümlülüklerini belirlemek ve Yeşil İklim Fonu’nun uygulanmasını sağlamak olarak özetlenebilir.<br />
<span id="more-183"></span><br />
Durban İklim Değişikliği Konferansı, resmi kapanış günü olan 9 Aralık 2011 gece yarısına ulaşıldığında dünya ulusları ve toplumları henüz iklim değişikliğine karşı ortak ve küresel ölçekte bir savaşımın sürdürülmesi ve bunun az ya da çok etkili olabilmesi için bir uzlaşmaya ulaşamamıştı. Ancak 11 Aralık 2011 sabaha karşı saat 06: 30 dolayında, BMİDÇS yetkililerince belirli konularda uzlaşıldığı ve kararlar alındığı açıklandı.</p>
<p>Önceki yıllarda yapılan BMİDÇS konferanslarına ilişkin yazılarımda da vurguladığım gibi, sonuç ne olursa olsun, farklı dünya görüşleri, ulusal ve bölgesel çıkarları, din, kültür ve tarihleri ve en önemlisi çok farklı eğitim, yaşam standardı ve kalkınmışlık düzeylerine sahip yaklaşık 190 ülkenin ve çok sayıda hükümet dışı kuruluşun, kurum ve bireylerin, ortak bir amaç, ortaklaşa çalışmak ve savaşmak için bir araya gelmesi, iklim değişikliğiyle nasıl savaşabileceklerini ve birlikte nasıl hareket edebileceklerini demokratik bir biçimde tartışmaları, bu toplantının da en önemli sonucudur; başarısı değil.</p>
<p>Ülkelerin (örn. ABD’nin, Kanada’nın, Çin Halk Cumhuriyeti’nin ya da Hindistan’ın) farklı yaklaşımları, girişimleri ve özel koşullarına girmeksizin, bu kısa yazıda, öncelikle Konferansın temel çıktısı olan bir kararlar paketinin (Durban Platformu), bilimin öngörülerini ve istemlerini temel alarak iklim sisteminin korunması, insanın iklim sistemi üzerindeki olumsuz etkilerinin azaltılması ve/ya da durdurulması ve insan kaynaklı iklim değişikliğinin önlenmesi açısından yeterli ve önemli olmadığının altını çizerek, başlıca sonuçlarını özetle tartışmak istiyorum.</p>
<p>(1) Durban’da BMİDÇS’ye Taraf 194 ülke, “Kuvvetlendirilmiş Eylem için Durban Platformu konulu Çalışma Grubu” adı verilen bir Taraflar Konferansı kararları paketi üzerinde uzlaştı. Durban Platformu, temel olarak, tüm Taraflara uygulanabilecek olan bir protokolün ya da yasal bir düzeneğin başlatılmasını, Kyoto Protokolü için bir ikinci yükümlülük dönemi (birinci yükümlülük dönemi 2012 yılı sonunda tamamlanacak) ve Yeşil İklim Fonu’nun başlatılmasını içermektedir.</p>
<p>(2) Buna göre, Durban’da hükümetler, 2015 yılını geçmemek üzere iklim değişikliğiyle savaşım için evrensel ölçekte yasal bir antlaşmayı kabul etmeyi kararlaştırdı. Bunun için gerekli olan çalışmalar, Durban Platformu Çalışma Grubu altında hemen başlayacaktır.</p>
<p>(3) 35 gelişmiş ülkenin hükümetleri, Kyoto Protokolü’nün 1 Ocak 2013’te başlayacak olan ikinci yükümlülük dönemi konusunda uzlaştı. Konunun hızla netleşmesi için, bu ikinci yükümlülük döneminin Tarafları, ekonomi temelli hedeflerini niceliksel salım sınırlandırma ya da azaltma yükümlülüklerine ya da amaçlarına çevirecekler ve bu hedeflerini gözden geçirilmesi sağlamak üzere 1 Mayıs 2012’ye kadar sunacaklar. Bu koşul, Kyoto Protokolü hesaplama kuralları, düzenekleri ve karbon pazarlarının tümü küresel iklim eylemlerinin sürdürülmesi için etkinliklerini sürdüreceği ve gelecek antlaşmalara örnek oluşturacağı için, özellikle önemli bir uzlaşma noktası ya da karar niteliğini taşır.</p>
<p>(4) Durban Konferansı’nda farklı ülkelerin ortak ama farklılaştırılmış sorumlulukları dikkate alınarak, hem gelişmiş hem de gelişmekte olan Taraf ülkelere, salım azaltımlarının bildirilmesi için gelişmiş bir çerçeve konusunda da uzlaşmaya varıldı.</p>
<p>(5) 2010 yılında Cancun’da oluşturulan Yeşil İklim Fonu’nun çalışmaya başlaması, gelişmekte olan ülkelerin kendilerini iklim değişikliğinin etkilerinden korumaları, düşük karbonlu ve yenilenebilir enerjileri içeren bir kalkınma yoluna erişmeleri ve var olan iklim değişikliğine karşı uyum çabalarına yardımcı olacaktır. Ancak, Fonun henüz bu amaçla harekete geçirebileceği hazır bir bütçesi yoktur. Bu bütçe için gerekli olan sermayenin en kısa sürede gelişmiş ülkelerce oluşturulması beklenmektedir.</p>
<p>(6) Bunun için, Tarafların Yeşil İklim Fonu’nun maliyetinin karşılanmasını sağlamak üzere, mali yükümlülüklerini 2012 yılı için bir an önce tamamlamaları gerekiyor. Kurulan Yeşil İklim Fonu Komitesi, BMİDÇS kapsamındaki iklim finansmanının gözden geçirmesini ve denetimini yapmakla ve taraflar Konferansına yardımcı olmakla görevlendirildi. Bu komite, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin arasında dengeli bir yapı oluşturularak, 20 üye tarafından temsil edilecek.</p>
<p>(7) Ayrıca, bu kapsamda, Fonun uzun süreli finansmanını sağlamaya yönelik bir özel çalışma programı üzerinde de anlaşmaya varıldı. Bu programın, gelecekteki iklim değişikliği finansmanının belirlenmesine katkı sağlaması ve çeşitli kaynaklardan gelecek olan mali kaynakların hareketi için söz konusu olan seçeneklerin çözümlemesini yapması beklenecektir.</p>
<p>(8) Taraflar şöyle ya da böyle Cancun Uzlaşmalarını sürdürebileceklerdir. Yeni önlemler, gelişmekte olan ülkelerin temiz ve düşük karbon teknolojilerine geçişlerini destekleyecek olan bir Teknoloji Düzeneği’nin oluşturulmasını, uyum amaçlı eylem ve çalışmalarının küresel ölçekte eşgüdümünü yapacak olan bir Uyum (Adaptasyon) Komitesi’nin kuruluşunu da içermektedir.</p>
<p>(9) Oluşturulan Teknoloji Düzeneği, 2012’de tümüyle uygulamaya girecektir. Bu kapsamda, bu Düzeneğin, tam ismi İklim Teknoloji Merkezi ve Ağı olarak kararlaştırılan bir uygulamalı kolu da yürürlüğe girecektir.</p>
<p>(10) 16 üyeden oluşan Uyum Komitesi ise, küresel ölçekte yürütülen uyum eylemlerinin ve çalışmalarının eşgüdümünü geliştirmeye yönelik çabalarını Taraflar Konferansı’na bildirecektir. Tüm yoksul ve iklim değişikliğine en çok duyarlı açık (etkilenebilirliği en fazla, etkiye en fazla açık) ülkelerin uyum kapasiteleri kuvvetlendirilecektir.</p>
<p>(11) Ulusal Uyum Planları gelişmekte olan ülkelere iklim değişikliğinden etkilenebilirliklerini değerlendirme ve azaltma olanağını sağlayacaktır. Etkilenebilirliği en çok olan Taraf ülkeler, iklim değişikliğiyle ilişkili ekstrem (uç, şiddetli) hava ve iklim olayları ve afetlerinin neden olduğu zarar ve kayıplara karşı en iyi korumayı alacaktır.</p>
<p>(12) Yukarıdakilerin dışında, Kyoto Protokolü Temiz Kalkınma Düzeneği kapsamında, hükümetler karbon yakalama/tutma ve biriktirme projelerine ilişkin işlemleri ya da kılavuzları da kabul etti. Bu kılavuzlar, çevresel bütünleşmeyi ve korumayı sağlamak üzere her beş yılda bir gözden geçirilecektir.</p>
<p>(13) Son olarak, ötekilerin yanı sıra, hükümetler Durban’da, gelişmiş ülkelere BMİDÇS altındaki hedef ve yükümlülüklerinin bir bölümünü yerine getirmelerine yardımcı olmak amacıyla, bir piyasa (pazar) temelli düzeneğin geliştirilmesi konusunda da anlaşmaya vardı. Bu yeni Pazar Düzeneği’nin ayrıntıları 2012 yılının sonuna kadarki görüşmelerde belirlenecektir.</p>
<p>Durban’da ulaşılan uzlaşmaya ve alınan tüm bu kararlara göre, zayıf ya/da kuvvetli bir biçimde olsun, iklim değişikliğiyle savaşım, küresel ortalama yüzey sıcaklığının 2 °C’nin altında tutulması, Kyoto Protokolü’nün ikinci yükümlülük dönemi kullanılarak iklim değişikliği savaşımında gerekli yeni teknolojiler ve alt yapılar için yeni yatırımların, işbirliklerinin ve karbon pazarlarının (salım ticaretinin ya da alışverişlerinin) oluşturulması olanağının sürdürülebileceği, başka bir deyişle Kyoto Protokolü’nün ciddi bir yara almakla birlikte bir süre daha yoluna devam edeceği ve işlevini yerine getireceği söylenebilir.</p>
<p>Ancak, küresel ölçekte, sayısal salım denetleme ya da azaltım yükümlülükleri ve hedefleri açısından, Avrupa Birliği ve bazı OECD ülkeleri dışında, ABD, Kanada, Avustralya ve Japonya gibi gelişmiş ülkeler ile Çin, Hindistan, Güney Kore, Güney Afrika, Suudi Arabistan, Arjantin, Rusya Federasyonu, Meksika ve Türkiye gibi ekonomileri ve salımları hızla büyüyen gelişmekte olan ülkelerin tutumları da dikkat çekicidir. Adı geçen bu ülkelerin, 2020 öncesi ve sonrasında herhangi bir niceliksel salım denetleme ya da azaltma yükümlülüğü almadıkları bir Kyoto Protokolü’nün ya da yeni bir yasal iklim düzeninin, küresel iklim sisteminin korunması ve iklim değişikliğinin önlenmesi için gerekli olan küresel sera gazı azaltma hedefine ulaşmaları olanaksızdır.</p>
<p>Birleşmiş Milletler Çevre Programı’nın (UNEP) 2010 yılında yayımlanan “Salım Açıkları Raporu, Kopenhag Uzlaşması Vaatleri Küresel Isınmanın 2 °C ya da 1.5 °C’de Sınırlandırılması İçin Yeterli midir?” başlıklı çalışmasına göre, küresel ısınmanın 2 °C’nin altında tutulabilmesi için, 2020 yılındaki küresel sera gazı salımları 44 MtCO2e’yi aşmamalıdır. Bunun içinse, gelişmiş ülkelerin CO2e salımlarını 2020 yılına kadar yaklaşık % 40, 2050 yılına kadar yaklaşık % 80 düzeyinde azaltmaları gerekecektir.</p>
<p>Sonuç olarak, Durban Konferansı, çok zor da olsa, kısmen bilimsel temellere, ağırlıklı olarak da ülkelerin ya da ülke gruplarının ortak duygu ve gelecek çıkarlarına dayanarak, iklim değişikliğiyle yakın ve orta gelecekte savaşım için dünyaya kapıları „aralık’ (çok ya da tam açık değil) tutmayı „başarmış’ oldu. Ancak, O, gelişmiş ülkeler için niceliksel olarak belirlenmiş yasal sera gazı salımlarını azaltma yükümlülükleri açısındansa, geçen yıl Cancun Uzlaşmaları’nda ve öncesinde öngörülen küresel hedefler ve kazanımların korunması ve geliştirilmesi konusunda tümüyle başarısız olmuştur.</p>
<p>Prof. Dr. Murat Türkeş<br />
TEMA Bilim Kurulu Üyesi ve<br />
ÇOMÜ Coğrafya Bölümü (Fiziki Coğrafya Anabilim Dalı &#8211; Klimatoloji ve Meteoroloji) Öğretim Üyesi</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yesilekonomi.com/durban-postasi/durban-neler-oldu-iklim-degisikligi-konferansi-sonuclari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kyoto ölmedi ama ağır yaralı</title>
		<link>http://www.yesilekonomi.com/durban-postasi/kyoto-olmedi-ama-agir-yarali/</link>
		<comments>http://www.yesilekonomi.com/durban-postasi/kyoto-olmedi-ama-agir-yarali/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 19 Dec 2011 21:29:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ozgurgurbuz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yesilekonomi.com/durban-postasi/?p=178</guid>
		<description><![CDATA[Güney Afrika’nın Durban kentinde iki hafta süren görüşmeler iklim değişikliğini durdurmak için hangi ülkelerin niyetli hangi ülkelerin ise umursamaz olduğunu gösterdi. Maskeler düştü. İyi, kötü ve çirkin belli oldu. Özgür Gürbüz iklim konferansının sonuçlarını özetledi Durban’a giderken elde, gelişmiş ülkelerin &#8230; <a href="http://www.yesilekonomi.com/durban-postasi/kyoto-olmedi-ama-agir-yarali/">Continue reading <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Güney Afrika’nın Durban kentinde iki hafta süren görüşmeler iklim değişikliğini durdurmak için hangi ülkelerin niyetli hangi ülkelerin ise umursamaz olduğunu gösterdi. Maskeler düştü. İyi, kötü ve çirkin belli oldu.</p>
<p><strong><em>Özgür Gürbüz iklim konferansının sonuçlarını özetledi</em></strong></p>
<p>Durban’a giderken elde, gelişmiş ülkelerin seragazı emisyonlarını 2012 sonuna kadar 1990 yılı seviyesinin yüzde 5,2 aşağısına çekecek bir anlaşma vardı. Yasal bağlayıcılığı olan ve 192 ülke ile bir birliğin imzasını taşıyan eldeki tek metin Kyoto Protokolü’ydü. 2012 sonunda ilk yükümlülük dönemi bitiyordu ve yerine bir şey konmazsa (ikinci yükümlülük dönemi) iklim mücadelesi dipsiz kuyuya itilmiş olacaktı. Bilim, 2050’ye gelindiğinde gelişmiş ülkelerin seragazı emisyonlarını 1990’a göre yüzde 80 oranında azaltması gerektiğini söylüyor. Görüldüğü gibi daha işin başındayız. Tüm bunları bilerek gittiğimiz Durban’dan şu sonuçlarla döndük:</p>
<p>•Kyoto Protokolü’nün ikinci yükümlülük dönemi belirlendi ve protokol hayatta kaldı. İkinci dönem 1 Ocak 2013’te başlayacak ve 31 Aralık 2017’de veya 31 Aralık 2020’de bitecek. Bitiş tarihi üzerinde yeni müzakerelere ihtiyaç duyulacak.</p>
<p>•Seragazı emisyonlarının ne kadar indirileceği şimdilik belirsiz. Anlaşma metininde amaç 2020’ye kadar seragazı salımlarını 1990 yılına göre yüzde 25 ila 40 oranında azaltmak olarak belirtildi ancak bu hedef bağlayıcı değil. Bolivya bu konuda haklı bir itirazda bulundu ki ben de aynı görüşteyim. Hedefi aynı Kyoto’nun ilk döneminde olduğu gibi tek bir rakama bağlamak ve bağlayıcı bir hedef olarak belirlemek lazım.</p>
<p>•Kyoto’ya taraf, EK-1 diye adlandırılan listedeki gelişmiş ülkeler, 1 Mayıs 2012’ye kadar Sekretarya’ya ikinci döneme ilişkin hedeflerini bildirmek zorunda. Bu tarihte Kyoto’ya devam kararı alan ülkelerin asıl rakamlarını göreceğiz. Önümüzdeki kritik tarih 1 Mayıs.</p>
<p>•Kanada ve Japonya ikinci döneme katılmayacaklarını açıkladı. Rusya ise indirim hedefi belirtmeyeceğini söyledi. ABD yine yok. Böyle olunca küresel emisyonların neredeyse 3’te birini salan bu dört ülke sorumluluk almamış oluyor. Bu sürdürülebilir değil.</p>
<p>•Durban’ın bir sonucu da, 2020 sonrası Çin ve Hindistan gibi büyük miktarda seragazı salımı yapan ülkelerin de bağlayıcı hedef alacaklarına dair verdikleri sinyallerdi. Ancak 2020’ye kadar seragazı indirimi konusunda gelişmiş ülkeler üzerlerine düşeni yapmazlarsa, Çin’in sürece katılmasının bir anlamı kalmayabilir. Çünkü bilimsel raporlar, küresel ve herkesin sorumluluk aldığı bir anlaşmanın hayata geçmesi için 2017’nin en son tarih olduğunu söylüyor.</p>
<p>•Yeşil İklim Fonu’nun organizasyonu konusunda da anlaşıldı. 2020’den itibaren gelişmekte olan ülkelere her yıl 100 milyar dolar yardım yapılacak. Paranın kaynağı ise hala belli değil.</p>
<p>Durban’daki iklim konferansının ana sonuçları bunlar. Kyoto’nun hayatta kalması bir teselli olsa da acı gerçek dünyanın en büyük ekonomilerinin sorumlulukları arttıkça süreçten ayrılmaya başlaması oldu. Kötüler ortaya çıktı. ABD, Kanada, Rusya ve Japonya’yı bu listenin en başına yazabilirsiniz. İyiler kim derseniz, küçük ada devletleri, az gelişmiş ülkeler ve onları yalnız bırakmayan Avrupa Birliği diyebilirim. Çirkinler grubuna ise petrol kaynakları nedeniyle görüşmeleri tıkamaya çalışan Suudi Arabistan ve Venezüella konulabilir. Suudi Arabistan’ın petrol gelirleri azalacak argümanıyla tazminat istemesi, Venezüella’nın son gece Avrupa Birliği’ne yaptığı anlamsız çıkış sevimsizdi. Türkiye ise her zamanki gibi ortalarda görünmemeyi tercih etti. İki çevre bakanı da toplantılara gelmedi. İklim Baş Müzakerecisi Mithat Rende’nin belki de yüzyılın en önemli iklim toplantısında olmayışı anlaşılır gibi değildi. Durban toplantısı bize bir kez daha acı gerçeği gösterdi. Milyarlarca canlının hayatını etkileyen bir anlaşmanın kararını verenler dünyadaki halklar değil hükümetleri kontrol eden birkaç büyük şirket oldu. Kamuoyu ve bilimin desteğine rağmen buradan dünyayı kurtaracak bir anlaşma çıkmaması başka nasıl açıklanabilir?</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yesilekonomi.com/durban-postasi/kyoto-olmedi-ama-agir-yarali/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Durban çıktıları bizi nereye götürecek?</title>
		<link>http://www.yesilekonomi.com/durban-postasi/durban-ciktilari-bizi-nereye-goturecek/</link>
		<comments>http://www.yesilekonomi.com/durban-postasi/durban-ciktilari-bizi-nereye-goturecek/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 Dec 2011 06:58:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>onderalgedik</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yesilekonomi.com/durban-postasi/?p=164</guid>
		<description><![CDATA[ Geminin kaptanı bütün mürettabatı toplar. Size bir iyi, bir de kötü haberim var der. İyi haberi soranlara “11 dalda Oskar alacağız”. Kötü haberi söylemesine ise gerek yoktur. Çünkü geminin adı Titanik idi ve 1997’de filmi Oskar almıştı. Durban’da tamamlanan 17. &#8230; <a href="http://www.yesilekonomi.com/durban-postasi/durban-ciktilari-bizi-nereye-goturecek/">Continue reading <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>
<p> <span style="font-size: medium;">Geminin kaptanı bütün mürettabatı toplar. Size bir iyi, bir de kötü haberim var der. İyi haberi soranlara “11 dalda Oskar alacağız”. Kötü haberi söylemesine ise gerek yoktur. Çünkü geminin adı Titanik idi ve 1997’de filmi Oskar almıştı.</span></p>
<p><span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;">Durban’da tamamlanan 17. Taraflar Konferansı sonrasında gelen haberler bir başarı olduğu yönündeydi. Başarı tarafların pozisyonuna göre değişen bir konu. Tarafların müzakere başarısı iyi haber olsa da, küresel iklim değişikliği  açısından ise durumumuz Titanik’ten farksız.</span></p>
<p><span id="more-164"></span>
</div>
<p><strong>Durban çıktıları</strong></p>
<p>Zirve sonrası bütün ülkeler başarılarını öne çıkardılar. Kopenhag’da karara bağlanan Yeşil İklim Fonu Cancun’da olduğu gibi Durban’da da karara bağlandı! Tek farkla, fonun yönetimine dair detaylarda karara eklendi.</p>
<p>Kyoto Protokolü ikinci yükümlülük dönemi ise Kanada’nın isteği ile ölmedi, Avrupa Birliği, Afrika ve risk altındaki ada devletlerinin desteği ile devam etti. Yeni sözleşme ile 2013’den itibaren 2017 ya da 2020’ye kadar devam edecek. Ek-1 ülkeleri, Mayıs 2012’ye kadar salım azaltımlarını ya da sınırlamalarını sekreteryaya iletecek.</p>
<p>İkinci önemli çıktı ise, beklenen küresel azaltım anlaşması. Aslında sadece 39 ülkenin katıldığı ilk döneme ek olarak bütün dünya ülkelerini bağlayan, küresel azaltım hedefleyen anlaşmanın hemen çıkması gerekiyordu. Böylesi bir anlaşmanın son hali yerine, 2015’e kadar karara bağlanacak ve 2020’de yürürlüğe girecek bir anlaşma kararı çıktı. Uzun dönemli iş birliğini belirleyecek olan yeni anlaşma için, Ek-1 ülkelerinden hem 2 yılda bir rapor, hemde 4 yılda bir ulusal bildirim vermesi isteniyor. Ek-1 dışı gelişmekte olan ülkeler ise benzer şekilde sadece 2 yılda bir rapor verecek. 2014’de başlayacak bu rapor ile oluşan sera gazı tahminleri neticesinde 2020 sonrası ülkeleri toplam resmine göre karar çıkmasının yolu açılacak.</p>
<p><strong> </strong><strong>Durban çıktıları iklim sorununu çözdü mü?</strong></p>
<p>Ne yazık ki, oluşan kararlar iklim değişikliği durdurmaktan da öte yavaşlatmaya bile yetmeyecek.</p>
<p>Birincisi, 2020’ye kadar küresel salımların %15’inden sorumlu AB ve birkaç ülke dışında salım azaltım yada sınırlaması yapacak ülke yok.</p>
<p>İkincisi, ABD, Rusya, Japonya ve Kanada gibi neredeyse küresel salımların %30’una yakın ülkeler yükümlülük almıyor.</p>
<p>Üçüncüsü, 2015’den sonra gelişmekte olan ülkelerin toplam salımları gelişmiş ülkelerin salımlarını geçiyorken, 2020’de dahil olmaları sorunu daha da büyütecek.</p>
<p>Son olarak ise, 2015’den sonra salımların zirve yapması 2 derecelik kritik küresel  sıcaklık artışının altında kalma hedefini çok zora sokacak. Kaldı ki, bilimin kabul ettiği ve sözleşme metnine giren güvenli sınır 1,5 derece!</p>
<p>Bu dört nedenden dolayı, iklim değişikliğini durdurmak artık çok zor ve bunun değişmesi gerekiyor. Yoksa, aşırı iklim olayları olağan hale geldiği ciddi doğa felaketlerinin gezegen üstünden yaşamdan ekonomiye kadar her şeyi yok ettiği bir döneme gireceğiz.</p>
<p><a href="http://www.yesilekonomi.com/durban-postasi/wp-content/uploads/2011/12/DP4r11.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-165" title="DP4r1" src="http://www.yesilekonomi.com/durban-postasi/wp-content/uploads/2011/12/DP4r11.jpg" alt="" width="100" height="212" /></a></p>
<p><em>Durban’da çıkan sonuçlar, 3 dereceye eşit bir küresel ısınmaya eşit. Bu değer, hem güvenli eşik olan 1,5 derecelik küresel sıcaklık artışını hem de bazı ülkelerin hedef koyduğu sıcaklık artışını 2 derecede sınırlama hedefini de geçiyor.</em><strong></strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Türkiye’nin durumu</strong></p>
<p>Zirvede yayınlanan raporlar Türkiye’nin durumunu çok da iç açıcı olmadığını gösterdi. Germanwatch tarafından hazırlanan rapora göre en fazla kirleten 58 ülkenin değerlendirildiği ve salımların %90’ından sorumlu olduğu listede geçen sene sondan 10. olan Türkiye bu sene sondan 4. Oldu. Sıralamada Türkiye’nin arkasında ise Kazakistan, İran ve Suudi Arabistan yer aldı. Fosil yakıt ihracatçısı bu ülkeler ile birlikte Türkiye’nin yer alması, karbon yoğun büyümesi, düşük enerji verimliliğine sahip olması ve iklim politikasının olmamasına bağlanıyor.</p>
<p>Diğer yandan, Met Office/İngiltere tarafından açıklanan bir çalışmaya göre, Türkiye’nin kuraklık sorunu ile daha sık ve daha şiddetli karşılacağı, su kaynaklı stresin artacağı ve bunun nüfusun %45’ine yakın insanı etkileyeceği ortaya konuyor. Yine Germanwath tarafından açıklanan İklim Risk Endeksine göre ise 1991-2010 yılları arasında iklim değişikliği ile ilgili yaşanan olayların değerlendirilmesinde dünyada 106. sırada iken sadece 2010 yılına baktığımızda 88.liğe çıktığını görüyoruz.</p>
<p>İklim politikaları ve karşılaşılan riskler konusunda böylesi bir pozisyona sahipken, zirvede Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz Yılmaz yaptığı konuşmada Türkiye’nin yaklaşımını genel kurula sundu. Konuşmasında Türkiye’nin teknoloji ve finanmandan yararlanmak istediğini ifade etti. Türkiye’nin bu yaklaşımı, iklim anlaşmalarına geç katılması ve Kopenhag Uzlaşması için 140 ülkenin sekreteryaya azaltım hedeflerini verirken kendisinin vermemesi gibi bir dizi nedenle iyi karşılanmadı. 700’dan fazla sivil toplum örgütünden oluşan İklim Küresel Ağı, bu yaklaşımı “herşeyi istemek ama hiçbirşey vermemek” olarak zirvenin ortasında tanımladı. Bakan Yılmaz, konuşmasında Türkiye’nin şimdiye kadar %20 azaltım yaptığını ifade etti. Akılları karıştıran bu hesabın, daha çok kömürden doğalgaza geçiş ile oluşan farktan kaynaklı olduğu anlaşıldı. Türkiye’nin salımları 1990-2009 arası %98 artmışken akıllara neden enerji kaynaklı salımlar %110 arttı sorusunu getirdi.</p>
<p>Türkiye’nin müzakerlerde herhangi bir yükümlülük almadan taleplerde bulunması neticesinde müzakerelerde bir ilerleme kaydetmiyor. Kyoto Protokolü’nün ikinci yükümlülük dönemi için Ek-1 ülkelerinden istenilen azaltım ya da sınırlama bildiriminde bulunması, tabiki  sorunu ciddi bir oranda çözecektir.</p>
<p><a href="http://www.yesilekonomi.com/durban-postasi/wp-content/uploads/2011/12/DP4r21.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-166" title="DP4r2" src="http://www.yesilekonomi.com/durban-postasi/wp-content/uploads/2011/12/DP4r21-300x200.jpg" alt="" width="300" height="200" /></a></p>
<p align="center">
<p align="center">1999 yılından bu yana gerçeklekleşen günün fosili törenlerinde, 2 haftalık zirvenin sonunda büyük fosil ödülü Kanada ve ABD’ye verildi.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Diğer Taraflar</strong></p>
<p>Zirveden sadece ülkeler değil, diğer taraflarda farklı sonuçlarla çıktılar. Kömür şirketleri temiz kalkınma mekanizmasına karbon tutma ve yakalamayı da sokarak ciddi bir zafer elde etti. Bu zafere karşılık, küresel sıcaklığın 2 derecenin altında tutulmasını isteyen aralarında düşük karbon şirketlerinin de bulunduğu  gruplar Durban çıktılarından güçlenerek çıkmadılar. Ancak, artan düşük karbon rekabetini sürdürmek tek alternatifleri. Yerel yönetimler zirvenin sonucundan kendilerin korumak için azaltım projelerini geliştirmekle uğraştılar. Sivil toplum ise süreci değiştirmek için hem müzakelerde hem de koridorlarda etkisini gösterdi</p>
<p><strong>Sonuç Olarak</strong></p>
<p>Zirve, iklim için çözümü getirmedi. Ciddi bir bölünme yarattı. Gelinen sonuç artık gelecek kuşakların değil, bu kuşağın bile yaşama hakkı açısından bir tehdit anlamına geliyor. Küresel salımların en geç 2017’ye kadar azaltılması müzakere metinlerine bile girmişken, 2020’yi beklemek ciddi bir sorun. Bu durumda, küresel sıcaklıkları 1.5 derece gibi güvenli sınırda tutma imkanı kalmadığı gibi riskli olan 2 derece altında da tutmak zor. 2014’de ortaya çıkacak olan Hükümetler Arası İklim Değişikliği Paneli IPCC’nin 5. değerlendirme raporu durumu anlamak için geç olacaktır.</p>
<p>Kopenhag Uzlaşması’ndan ciddi bir sonuç çıkmayınca, ülkeler ertesi yıl ulusal planlarını ve hedefleri yaptılar, ilgili yasaları geçirdiler. Durban sonrası, daha da öteye gidip kömür ve petrol uygarlığını durduracak ve iklim dostu bir geleceği geliştirecek her türlü adım, yaşama hakkını savunmak tek alternatif olarak karşımızda.</p>
<p><strong>Geleceğimizi kurtarmak için  batan gemiye mi yoksa yüzen gemiye mi yatırım yapacağımız, herkesin cevap vermesi gereken bir soru. Titanik kaptanı aysbergi görmediği için gemi batmış olabilir ama bugün kaptana göre değil bilime göre hareket etme zamanı.</strong></p>
<p align="right"><em>Durban Postası için Önder Algedik değerlendirdi.</em></p>
<p> <a href="http://www.yesilekonomi.com/durban-postasi/wp-content/uploads/2011/12/DP4r31.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-167" title="DP4r3" src="http://www.yesilekonomi.com/durban-postasi/wp-content/uploads/2011/12/DP4r31-300x183.jpg" alt="" width="300" height="183" /></a></p>
<p align="center">Kanada’nın Kyoto’yu öldürme nedeni olan Keystone XL projesi. Kanada’nın Alberta eyaletindeki katran kumundan çıkartılarak işlenerek petrol elde edilmesi ve ürünün ABD’nin güneyine kadar taşınması için ciddi kaymak ayırmak zorunda.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yesilekonomi.com/durban-postasi/durban-ciktilari-bizi-nereye-goturecek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Murat Türkeş Yazdı</title>
		<link>http://www.yesilekonomi.com/durban-postasi/prof-dr-murat-turkes-yazdi/</link>
		<comments>http://www.yesilekonomi.com/durban-postasi/prof-dr-murat-turkes-yazdi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Dec 2011 20:48:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yesilekonomi.com/durban-postasi/?p=149</guid>
		<description><![CDATA[Durban İklim Değişikliği Toplantıları Küresel Isınmanın 2 °C’nin Altında Sınırlandırılması İçin Yaşamsaldır: Öyleyse 2012 Sonrası İçin Mutlaka Salım Azaltma ve Sınırlandırma Hedefi Öngören Yasal Bir Antlaşmanın Kabul Edilmesi Gerekir. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (BMİDÇS) Taraflar Konferansı’nın 17’nci ve &#8230; <a href="http://www.yesilekonomi.com/durban-postasi/prof-dr-murat-turkes-yazdi/">Continue reading <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Durban İklim Değişikliği Toplantıları Küresel Isınmanın 2 °C’nin Altında Sınırlandırılması İçin Yaşamsaldır: Öyleyse 2012 Sonrası İçin Mutlaka Salım Azaltma ve Sınırlandırma Hedefi Öngören Yasal Bir Antlaşmanın Kabul Edilmesi Gerekir.</strong></p>
<p><span id="more-149"></span></p>
<p>Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (BMİDÇS) Taraflar Konferansı’nın 17’nci ve Kyoto Protokolü Taraflar Konferansı’nın 7’nci Toplantıları (UNFCCC COP17/CMP7) Güney Afrika Cumhuriyeti’nin (GAC) Durban kentinde devam etmektedir. 28 Kasım – 9 Aralık 2011 tarihleri arasında iki hafta sürecek toplantıların birinci haftası tamamlandı. Durban’da atılacak olan adımların en önemlilerinden birisi, küresel ortalama yüzey sıcaklıklarındaki artışın, Aralık 2010 tarihli Cancun Uzlaşma’larıyla kabul edilen hedeflere göre iklim değişikliğinin olumsuz etkilerinin yaşanmasını önleyecek bir düzey olarak belirlenen 2 C’nin altında tutulmasını ve tam olarak 1.5 C’yi geçmemesinin sağlanması olmalıdır.</p>
<p>Bu hedefe ulaşılabilmesi ise, ancak gelişmiş ülkelerin insan kaynaklı sera gazı salımlarını Cancun Uzlaşmaları’na uygun olarak, 2020 yılına kadar 1990 yılı düzeylerinin en az % 25 &#8211; % 40 arasında azaltacak hedefleri içeren bir antlaşma konusunda daha fazla zaman kaybetmeksizin uzlaşmalarına yakından bağlıdır. Gelişmiş ülkeler ve ekonomileri hızla büyüyen gelişmekte olan ülkelerin böyle bir hedefe ulaşabilmeleri için, ekonomilerini engeç 2050 yılına kadar çok ciddi bir biçimde karbonsuzlaştırmaları gerekir. Bu noktada, seragazı salımlarının gerçekten de kısa sayılabilecek sürede ve bu kadar büyük bir oranda azaltılması olanaklı mıdır? Azaltılması gerekli insan kaynaklı seragazı salımlarının tutarı ne kadardır? Tüm bu ve buna benzer yaşamsal soruların yanıtlarını, Birleşmiş Milletler Çevre Programı’nın (UNEP) 2011 yılında yayımlanan ve oldukça önemli çözümlemeler, bulgular ve sonuçlar içeren “Salım Açıkları Raporu, “Kopenhag Uzlaşması Vaatleri Küresel Isınmanın 2 °C ya da 1.5 °C’de Sınırlandırılması İçin Yeterli midir?” (The Emissions Gap Report, Are the Copenhagen Accord Pledges Sufficient to Limit Global Warming to 2° C or 1.5° C? A preliminary assessment) başlıklı çalışmasından da yararlanarak vermeye çalışacağım.</p>
<p>2020 yılındaki yaklaşık 44 milyar ton (Mt) karbondioksit (CO2) eşdeğer (MtCO2e) seragazı salım düzeyleri, küresel ısınmayı orta düzey bir şansla ya da olasılıkla 2 °C’de sınırlandırma hedefi ile tutarlılık gösterir. Başka bir deyişle, küresel ısınmanın 2 °C’nin altında tutulabilmesi için, 2020 yılındaki küresel sera gazı salımlarının 44 MtCO2e’yi aşmaması gereklidir.</p>
<p>Öte yandan, herşey bugünkü gibi (BAU) projeksiyonları (kestirimleri) altında, küresel seragazı salımları 2020 yılında 56 MtCO2e ulaşabilir (sonuçların çoğunluğu (%20-%80 arasında) 54-60 MtCO2e aralığındadır). Bu değer ise, hedefe ulaşabilmek için 12 MtCO2e düzeyinde (10-21 MtCO2e aralığında) bir salım azaltım açığının kaldığını gösterir. Eğer, en düşük vaatler ya da yükümlülükler yolu izlenirse, seragazı salımları, 9 MtCO2e’lik önemli bir açık bırakılarak, başka bir deyişle biraz daha azaltılarak 53 MtCO2e’e düşürülebilir (52-57 MtCO2e aralığında).</p>
<p>Gerçekte salım açığı, BMİDÇS Kyoto Protokolu görüşmelerinde tartışılan politika seçeneklerinin kabul edilmesiyle, örneğin, (a) koşullu vaatler yoluyla, daha yüksek hedeflere yönelen ülkeler tarafından ve (b) arazi kullanımı, arazi kullanımı değişikliği ve ormancılık etkinliklerinin hesaplanmasından ve fazla salım birimlerinin kullanılmasından kaynaklanan salımlardaki net bir artışı önlemeye yönelik görüşmeler yoluyla önemli düzeyde azaltılabilir.</p>
<p>Eğer yukarıda özetle açıklamaya çalıştığım politika seçenekleri yürürlüğe girerse, 2020 yılı salım düzeyi 49 MtCO2e’a (47-51 MtCO2e aralığında) indirilebilir; bu yolla açığın büyüklüğü 5 MtCO2e’e indirilmiş olur. Bu ise, 2005 yılında, küresel düzeyde genel olarak ulaştırma sektöründen kaynaklanan yıllık küresel sera gazı salımlarının tutarına eşittir. Ancak, yine de bu düzey, küresel ortalama yüzey sıcaklığı artışını 2 °C’de sınırlandırma hedefine ulaşmaya yönelik salım yolunun ancak % 60’ına karşılık gelir.</p>
<p>Konuya ilişkin çalışmalar, bazıları uluslararası iklim fonları ve finasman araçlarıyla da desteklenebilecek olan daha kesin yükümlülük temelli yerli eylemler (önlemler ve politikalar) yoluyla, kalan salım açıklığının kapatılmasının olanaklı olduğunu gosterir. </p>
<p>* ÇOMÜ Coğrafya Bölümü (Fiziki Coğrafya ABD &#8211; Klimatoloji ve Meteoroloji) Öğretim Üyesi</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yesilekonomi.com/durban-postasi/prof-dr-murat-turkes-yazdi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Günün Fosili ABD’nin Kanada Takipte</title>
		<link>http://www.yesilekonomi.com/durban-postasi/gunun-fosili-abd-kanada-takipte/</link>
		<comments>http://www.yesilekonomi.com/durban-postasi/gunun-fosili-abd-kanada-takipte/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Dec 2011 20:48:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yesilekonomi.com/durban-postasi/?p=142</guid>
		<description><![CDATA[ABD, 7 Aralık Çarşamba yasal yükümlülük alma konusunda hala yan çizdiği, Kanada ise 6 Aralık Salı günü Kyoto Protokolü’nün ikinci döneminde yer almak istemediği için Günün Fosili Ödülü&#8217;nü aldı.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.yesilekonomi.com/durban-postasi/wp-content/uploads/2011/12/FossiloftheDayAwardlogo11.png"><img src="http://www.yesilekonomi.com/durban-postasi/wp-content/uploads/2011/12/FossiloftheDayAwardlogo11-150x150.png" alt="" title="FossiloftheDayAwardlogo" width="150" height="150" class="alignleft size-thumbnail wp-image-143" /></a></p>
<p>ABD, 7 Aralık Çarşamba yasal yükümlülük alma konusunda hala yan çizdiği, Kanada ise 6 Aralık Salı günü Kyoto Protokolü’nün ikinci döneminde yer almak istemediği için Günün Fosili Ödülü&#8217;nü aldı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yesilekonomi.com/durban-postasi/gunun-fosili-abd-kanada-takipte/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz Durban’a Geliyor</title>
		<link>http://www.yesilekonomi.com/durban-postasi/kalkinma-bakani-cevdet-yilmaz-durbana-geliyor/</link>
		<comments>http://www.yesilekonomi.com/durban-postasi/kalkinma-bakani-cevdet-yilmaz-durbana-geliyor/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Dec 2011 20:48:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yesilekonomi.com/durban-postasi/?p=140</guid>
		<description><![CDATA[Durban’daki zirvede üst düzey görüşmeler başladı ve bu süreç sırasında Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz da bir konuşma yapacak. Yılmaz’ın Türkiye adına ne söyleneceği merakla bekleniyor. Öte yandan iki çevre bakanı olan Türkiye’nin Durban’da Kalkınma Bakanı Yılmaz tarafından temsil edilmesi de &#8230; <a href="http://www.yesilekonomi.com/durban-postasi/kalkinma-bakani-cevdet-yilmaz-durbana-geliyor/">Continue reading <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Durban’daki zirvede üst düzey görüşmeler başladı ve bu süreç sırasında Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz da bir konuşma yapacak. Yılmaz’ın Türkiye adına ne söyleneceği merakla bekleniyor. Öte yandan iki çevre bakanı olan Türkiye’nin Durban’da Kalkınma Bakanı Yılmaz tarafından temsil edilmesi de eleştiriliyor. İklim Baş müzakerecisi Mithat Rende de burada yok. Türkiye’nin 2020 yılına kadar artıştan yüzde 20 azaltım tahhüdünü resmi olarak Sekreterya’ya sunup sunmayacağı henüz belli değil. Bu hedefin hangi projeksiyona göre yapıldığı da muallak. Türkiye, kısaca ben 2020’de 100 birim seragazı salacaksam bunu 80 yapmaya hazırım diyor ama 2020’de ne kadar salım yapacağı konusunda temel alınan kıstasların ve projeksiyonun detayları henüz bilinmiyor. Yine de bu 2020 rakamının 1990 yılının 3 katı civarında olacağı söylenebilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yesilekonomi.com/durban-postasi/kalkinma-bakani-cevdet-yilmaz-durbana-geliyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dünyayı Kirletenlerin Listesi</title>
		<link>http://www.yesilekonomi.com/durban-postasi/dunyayi-kirletenlerin-listesi/</link>
		<comments>http://www.yesilekonomi.com/durban-postasi/dunyayi-kirletenlerin-listesi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 11 Dec 2011 23:55:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yesilekonomi.com/durban-postasi/?p=138</guid>
		<description><![CDATA[Durban’da bir yandan müzakereler sürüyor bir yandan da sivil toplum örgütleri görüşmeleri tıkadığını düşünen firma ve kuruluşları hedef alan açıklamalar yapıyorlar. Bunlardan iki tanesi hem Durban’da hem de dünyada oldukça ses getirdi. İlki kömür madenleri, kömürlü termik santraller ve finans &#8230; <a href="http://www.yesilekonomi.com/durban-postasi/dunyayi-kirletenlerin-listesi/">Continue reading <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Durban’da bir yandan müzakereler sürüyor bir yandan da sivil toplum örgütleri görüşmeleri tıkadığını düşünen firma ve kuruluşları hedef alan açıklamalar yapıyorlar. Bunlardan iki tanesi hem Durban’da hem de dünyada oldukça ses getirdi. İlki kömür madenleri, kömürlü termik santraller ve finans sektörünü ilgilendiriyor. Dört sivil toplum örgütü (Urgewald, Groundwork, Earthlife Africa ve Bank Track) geçtiğimiz hafta Durban’daki iklim konferansı sırasında kömüre en çok kredi veren 93 bankayı açıkladı. Çalışma kömür madeni işleten dünyanın en büyük 31şirketiyle, kömür santrali çalıştıran yine dünyanın en büyük</p>
<p><span id="more-138"></span></p>
<p>40 şirketini ve onlara finansman sağlayan bankaları kapsıyor. 31 Maden şirketi dünyadaki kömürün yüzde 44’ünü çıkarıyor. 40 elektrik üretim şirketi ise dünyada kömür santrallerinden elde edilen elektriğin yüzde 50,8’ini üretiyor. Araştırmanın yapıldığı süre ise 2005 ile 2010 yılları arası. 2005 yılı Kyoto’nun hayata geçtiği ve tüm dünyaya artık kömür kullanmayın dendiği zaman.</p>
<p><strong>Türkiye’den dört banka listede</strong></p>
<p>2005 yılından beri bu 93 banka tarafından kömüre verilen kredilerin toplamı 232 milyar avro. Bu kredilerin yüzde 77’si 20 banka tarafından verilmiş. Kömüre en çok kredi veren banka JP Morgan. Onu Citi Bank, Bank of America ve Morgan Stanley izliyor. İlk dörtte Amerikan bankaları var. Beşinci sırada ise İngiltere&#8217;den Barclays yer alıyor. Türkiye’de sokakta şubesini görebileceğiniz bankalardan Citibank ikinci, BNP Paribas (TEB) sekizinci, HSBC yirminci, ING ise yirmi ikinci sırada yer alıyor. Bu listede yer alan birçok bankanın belki şubesi yok ama Türkiye’de kömürle ilgili projelere finans desteği sağlıyor.</p>
<p><strong>İklim düşmanı firma ve kuruluşlar</strong></p>
<p>İklim değişikliğinin durdurulması çalışmalarına engel olduğu ve kamuoyunu yanlış bilgilendirdiği söylenen şirket ve kuruluşların listesi ise Greenpeace’ten geldi. Greenpeace’in Durban’da açıkladığı listede küresel ısınmayı durdurma çabalarına karşı girişimlerde bulunan altı şirket ve altı kuruluşun adları var. Liste Shell Uluslararası ve Shell Kanada ile başlıyor. Çelik üreticisi Arcelor Mittal, Exxon Mobil, Koch ve Basf ile devam ediyor. Altı kuruluşun adları ise şöyle: Uluslararası Ticaret Odası, Kanada Petrol Üreticileri Birliği, Avrupa İşveren Örgütü Business Europe, ABD Ticaret Odası, Amerika Petrol Enstitüsü ve Sürdürülebilir Kalkınma için Dünya İş Konseyi. Bu kuruluş ve şirketlerin kara listeye alınma nedenleri birbirinden farklı. Örneğin Mobil’in günahları arasında iklim değişikliğini inkâr eden bilim dışı çalışmaları desteklemek var.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yesilekonomi.com/durban-postasi/dunyayi-kirletenlerin-listesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Önder Algedik yorumluyor: Durban’da Günü Anlama Kılavuzu</title>
		<link>http://www.yesilekonomi.com/durban-postasi/durbanda-gunu-anlama-klavuzu/</link>
		<comments>http://www.yesilekonomi.com/durban-postasi/durbanda-gunu-anlama-klavuzu/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 10 Dec 2011 07:14:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>onderalgedik</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yesilekonomi.com/durban-postasi/?p=128</guid>
		<description><![CDATA[10 Aralık Cumartesi sabahı itibariyle ülkeler bakanlar seviyesinde temsil edildikleri bir müzakereye tekrar oturuyorlar. Toplantıların sonunda özellikle tercih edilen bu tür toplantılar bu sefer Zulu geleneklerine uygun bir şekilde indaba adıyla yapılıyor. Zirvede çözülen bir dizi madde varken aşılamayan temel &#8230; <a href="http://www.yesilekonomi.com/durban-postasi/durbanda-gunu-anlama-klavuzu/">Continue reading <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>10 Aralık Cumartesi sabahı itibariyle ülkeler bakanlar seviyesinde temsil edildikleri bir müzakereye tekrar oturuyorlar. Toplantıların sonunda özellikle tercih edilen bu tür toplantılar bu sefer Zulu geleneklerine uygun bir şekilde indaba adıyla yapılıyor. Zirvede çözülen bir dizi madde varken aşılamayan temel konular sonuç çıkmasını engelliyor. Çıkacak anlaşma, iklim meselesindeki “kısıtları” çözen bir “sorumluluk paylaşımı” aslında.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" style="vertical-align: middle;" title="Durban'da sivil toplum eylemi" src="http://www.cbc.ca/gfx/images/news/photos/2011/12/09/li-durban-africa-climate-62.jpg" alt="Durban'da sivil toplum eylemi" width="500" height="281" /><span style="font-size: x-small;">Cuma günü saat 15&#8242;de başlayan sivil toplum eylemi Afrika ve ada devletlerini çözüm için desteklerken 2 saat boyunca zirveyi sloganlarla doldurdu.</span></p>
<p><strong>İklim Kısıtları neler?</strong></p>
<p>Tartışmanın temel noktası aslında karbon bütçesi. 2012 sonrası için uzun vadeli işbirliğinin tanımlandığı LCA metninin 38. maddesi bir karbon bütçesine atıfta bulunuyor. Bu bütçe, kalan karbon salımı yapabileceğimiz kapasiteyi nasıl aşmayacağımızı anlatıyor. Bu bütçeyi yaparken milyonda 450 parçaçık karbondiksit salımını hedeflersek ayrı bir bütçe, 350’yi hedeflersek de daha az bir bütçe karşımıza çıkıyor. Ancak, 450 ppm senaryosu çok riskli. Diğer bir konu ise bu bütçe için hızlı mı başlayacağımız, yoksa ağırdan mı başlayacağımız. Ağırdan başlasak bile, gelişmekte olan ülkelerin 2017’den sonra azaltım yapma zorunluluğu bilimsel veriler ışığında metne işlenmiş durumda.</p>
<p>Sorunsa burada. Kim ne kadar yükümlülük alacak ve bunu gerçekleştirecek adımlarda ne role sahip olmaya başlayacak soruları çok kritik. İşte bu 7 temel müzakere konusu, ülkelerin en fazla polemik yaptığı alan.</p>
<p><strong>7 Temel Müzakere Konusu</strong></p>
<p>1-    Azaltım Fonu: İklim değişikliğinin yarattığı etkiye karşı gelişmete olan ülkelerin uyum sağlamasının nasıl finanse edileceği önemli. Bu konu az gelişmiş ülkeler ve risk altındaki ada devletleri için ciddi bir konu!</p>
<p>2-    Temiz Kalkınma Mekanizması: Gelişmekte olan ülkelerin gelişmiş ülkelerde yaptıkları azaltım projeleri yatırımları ile elde ettikleri bir kredi mekanizması. Böylece, kendi ülkelerinde pahalı olan azaltım çalışmalarına gelişmekte olan ülkelere yatırım yapark dengelem fırsatı veriyor. Kyoto’nun 2. Yükümlülük döneminde nasıl işleyeceği tartışamalardan biri.</p>
<p>3-    Yeşil İklim Fonu: Kopenhag’da karara bağlana bu fon, şimdiye kadar hep gündemde. 2020’ye kadar her yıl gelişmiş ülkeler tarafından gelişmekte olan ülkelerin azaltımı için 100 Milyar dolar sağlama sözü verildi. Bu konu paranın nasıl verileceği, nasıl etkin kullanılacağı soruları ile gündemde.</p>
<p>4-    MRV: Ölçülebilir, raporlanabilir ve doğrulanabilir kelimelerinin baş harflerinde oluşan salımların doğru raporlanması için kullanılan bu ifade, gelişmiş ülkelerin geçmişte ve gelecekte yaptıkları salımların doğru takibi için önemli.</p>
<p>5-    Gelişmekte olan ülkeler için MRV: Gelişmekte olan ülkelerin raporlamalarının eksiksiz olması hem sözleri takip etmek, hemde ülkelerin durumlarını bilmek için kritik. Bu yüzden de ABD en sıkıştığı anlarda Çin’in MRV sisteminin şeffaf olmadığı eleştirisini getiriyor.</p>
<p>6-    Teknoloji Transferi: Gelişmiş ülkelerin gelişmekte olan ülkelerin gerekli teknolojiyi kullanmaları ve bunun finansmanı hep güncel bir konu. Temelde enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji konusu en önemli iki alanı.</p>
<p>7-    REDD: Ormansızlaştırma ve orman alanlarının bozulmasından kaynaklanan salımların azaltılması anlamına geliyor. Karbon yutaklarını korumak açısından oldukça önemli. Ancak, yerel halklar bu işin aşırı ticarileşmesi ile kendi yaşam alanlarının büyük şirketler tarafından alınmasından korkuyorlar.</p>
<p><strong>Yaşama hakkı müzakere edelemez!</strong></p>
<p>Bilimsel çalışmalar, küresel düzeyde salımların 2015’e kadar azaltılmaya başalamasını, 2020’ye kadar %25-40 civarında 1990 yılına göre azaltılmasını şart koşuyor. Eğer, zirveden bunu sağlayacak çabuk bir anlaşma için keskin bir karar çıkmazsa, 2015’ü yakalamak mümkün görünmüyor. 2015 sonrasına sarkan ve karbon bütçesini aşan başka opsiyonlar ise gezegenin felaketini hazırlayacak. Böyle giderse gezegenimiz 2 derece küresel ısınma kritik sınırını geçecek görünüyor. Çözüm için kararın hızlanması, müzakere eden ülkelerin politikacıları ve onlara basınç uygulayan bilimsel çıktılar, sivil toplum eylemleri ile bu noktaya geldi. Ciddi bir şekilde “yaşama hakkı müzakere edilemez” söylemi çerçevesinde karara katılımın yükselmesi ise, Durban zirvesinin çıktısı ne olursa olsun, çözümü de hızlandıracaktır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yesilekonomi.com/durban-postasi/durbanda-gunu-anlama-klavuzu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İklim konferansına protesto damgasını vurdu</title>
		<link>http://www.yesilekonomi.com/durban-postasi/iklim-konferansina-protesto-damgasini-vurdu/</link>
		<comments>http://www.yesilekonomi.com/durban-postasi/iklim-konferansina-protesto-damgasini-vurdu/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 09 Dec 2011 18:54:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ozgurgurbuz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yesilekonomi.com/durban-postasi/?p=124</guid>
		<description><![CDATA[Durban&#8217;daki taraflar toplantısının (COP17) son resmi gününde büyük bir protesto yapıldı. Müzakerelerin iklim değişikliğini durdurmaya yetecek bir sonuçla noktalanmayacağını düşünen aktivistler öğleden sonra saat 15:00&#8242;de (9 Aralık) konferans merkezinin içerisinde biraraya geldi. İki saatten fazla süren eylem nedeniyle görüşmelere uzun &#8230; <a href="http://www.yesilekonomi.com/durban-postasi/iklim-konferansina-protesto-damgasini-vurdu/">Continue reading <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://2.bp.blogspot.com/-RE9eekRnY20/TuJMlhXkBtI/AAAAAAAAAkE/KiymGR9yN5o/s1600/Durban+eylem+1.jpg"><img class="alignright" src="http://2.bp.blogspot.com/-RE9eekRnY20/TuJMlhXkBtI/AAAAAAAAAkE/KiymGR9yN5o/s320/Durban+eylem+1.jpg" alt="" width="320" height="240" border="0" /></a><em><strong></strong></em>Durban&#8217;daki taraflar toplantısının (COP17) son resmi gününde büyük bir protesto yapıldı. Müzakerelerin iklim değişikliğini durdurmaya yetecek bir sonuçla noktalanmayacağını düşünen aktivistler öğleden sonra saat 15:00&#8242;de (9 Aralık) konferans merkezinin içerisinde biraraya geldi. İki saatten fazla süren eylem nedeniyle görüşmelere uzun bir ara verilmek zorunda kaldı.</p>
<p>Eylem, saat 15&#8242;de başlaması planlanan <span style="font-family: 'Times New Roman','serif';" lang="TR">Uzun Dönemli İşbirliği Geçici Çalışma Grubu&#8217;nun toplantısını hedef almıştı. Toplantı salonu Baobab&#8217;a yaklaşık 100 metre uzaklıktaki giriş kapısında yavaş yavaş toplanan eylemciler, yerel dil Zuluca şarkılar söyleyerek Baobab&#8217;a yürümeye başladılar. </span></p>
<p><span style="font-family: 'Times New Roman','serif';" lang="TR">Kısa bir süre sonra eylemcilerin önü BM polisi tarafından kesildi. Göstericiler buna rağmen şarkı ve sloganlarına ara vermediler. &#8220;Afrika&#8217;yla omuz omuz&#8221;, &#8220;Halkı değil kirletenleri cezalandır&#8221;, &#8220;İklim katilleri&#8221; sloganları toplantı merkezinde yankılandı. Polis bu sırada göstericileri arkadan da çevirdi ve çembere aldı. </span></p>
<p><span style="font-family: 'Times New Roman','serif';" lang="TR">Göstericiler hem slogan hem de şarkılarla tam iki saat, bir saniye bile nefes almadan sloganlarına devam ettiler. Zaman zaman eylemcilerin bazıları, ülkelerinde iklim değişikliğinin etkilerini sloganlarla anlattılar. Ada Devletleri delegasyonundan temsilciler de eylemcilere destek verdi. Maldivler delegasyonundan bir kişi söz aldı ve slogan attırdı. Polisle yaptıkları pazarlıktan sonra sayıları zaman içerisinde azalan göstericilerden 50 kadarı konferans salonunu terk etti ve giriş kartları ellerinden alındı.<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yesilekonomi.com/durban-postasi/iklim-konferansina-protesto-damgasini-vurdu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Durban&#8217;da masadaki seçenekler</title>
		<link>http://www.yesilekonomi.com/durban-postasi/durbanda-masadaki-secenekler/</link>
		<comments>http://www.yesilekonomi.com/durban-postasi/durbanda-masadaki-secenekler/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 09 Dec 2011 11:35:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ozgurgurbuz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yesilekonomi.com/durban-postasi/?p=116</guid>
		<description><![CDATA[Durban’da toplantının son günü oldukça hareketli başladı. Görüşmelerin bugün geç saatlere kadar süreceği hatta 10 Aralık 2011 tarihine sarkabileceği konuşuluyor. Dün (8 Aralık) yapılan üst düzey toplantıda bakanların konuşmaları akşam saatlerinde tamamlandı. Akşam 9 sularında buraya, Güney Afrika’ya özgü bir &#8230; <a href="http://www.yesilekonomi.com/durban-postasi/durbanda-masadaki-secenekler/">Continue reading <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: 'Times New Roman','serif';" lang="TR">Durban’da toplantının son günü oldukça hareketli başladı. Görüşmelerin bugün geç saatlere kadar süreceği hatta 10 Aralık 2011 tarihine sarkabileceği konuşuluyor. Dün (8 Aralık) yapılan üst düzey toplantıda bakanların konuşmaları akşam saatlerinde tamamlandı. Akşam 9 sularında buraya, Güney Afrika’ya özgü bir toplantı yapıldı; Indaba. Indaba, sorunun muhatabı herkesin bir araya gelip açıkça konuştuğu bir toplantı. Durban’da dün akşam yapılan Indaba toplantısı bakanlar içindi. Resmi dili bir kenera bırakıp, üzerinde anlaşılması umut edilen metinleri tek tek ele aldılar. Sonuçta beş seçenek ortaya çıktı. Bu seçeneklere buraya <a href="http://unfccc.int/files/meetings/durban_nov_2011/application/pdf/9pm_table_-_indaba_options_table-8122011.pdf">tıklayarak</a> ulaşabilirsiniz.</span></p>
<div>
<p><span style="font-family: 'Times New Roman','serif';" lang="TR">Aşağıda, bu seçenekleri sizler için kısaca özetlemeye çalıştım.</span></p>
</div>
<div>
<p><strong><span style="font-family: 'Times New Roman','serif';" lang="TR">Seçenek 1:</span></strong></p>
</div>
<div>
<p><span style="font-family: 'Times New Roman','serif';" lang="TR">Amaç: Kyoto veya İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi kapsamında yeni bir anlaşma.</span></p>
</div>
<div>
<p><span style="font-family: 'Times New Roman','serif';" lang="TR">Araç: Yeni bir Uzun Dönemli İşbirliği Geçici Çalışma Grubu’nun burada ya da bir başka COP toplantısında kabulü.</span></p>
</div>
<div>
<p><span style="font-family: 'Times New Roman','serif';" lang="TR">Zaman: Yeni veya devam niteliğindeki protokolün 2012 veya en geç 2015&#8242;te kabulü.</span></p>
</div>
<div>
<p><strong><span style="font-family: 'Times New Roman','serif';" lang="TR">Seçenek 2a:</span></strong></p>
</div>
<div>
<p><span style="font-family: 'Times New Roman','serif';" lang="TR">Amaç: Kyoto veya İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi kapsamında yeni bir anlaşma.</span></p>
</div>
<div>
<p><span style="font-family: 'Times New Roman','serif';" lang="TR">Araç: Yenilenmiş bir amaçla/emirle yapılandırılan Uzun Dönemli İşbirliği Geçici Çalışma Grubu</span></p>
</div>
<div>
<p><span style="font-family: 'Times New Roman','serif';" lang="TR">Zaman: Yeni veya devam niteliğindeki protokolün 2012 veya en geç 2015&#8242;te kabulü.</span></p>
</div>
<div>
<p><strong><span style="font-family: 'Times New Roman','serif';" lang="TR">Seçenek 2b:</span></strong></p>
</div>
<div>
<p><span style="font-family: 'Times New Roman','serif';" lang="TR">Amaç: Yasal bir çıktı (Bali temelli)</span></p>
</div>
<div>
<p><span style="font-family: 'Times New Roman','serif';" lang="TR">Araç: Uzun Dönemli İşbirliği Geçici Çalışma Grubu</span></p>
</div>
<div>
<p><span style="font-family: 'Times New Roman','serif';" lang="TR">Zaman: Yasal çıktının 2012,2013 veya 2015’te kabulü.</span></p>
</div>
<div>
<p><strong><span style="font-family: 'Times New Roman','serif';" lang="TR">Seçenek 2c:</span></strong></p>
</div>
<div>
<p><span style="font-family: 'Times New Roman','serif';" lang="TR">Amaç: Bali temelli bir dizi karar alınması.</span></p>
</div>
<div>
<p><span style="font-family: 'Times New Roman','serif';" lang="TR">Araç: Uzun Dönemli İşbirliği Geçici Çalışma Grubu</span></p>
</div>
<div>
<p><span style="font-family: 'Times New Roman','serif';" lang="TR">Zaman: Kararların 2012,2013 veya 2015’te kabulü. </span></p>
</div>
<div>
<p><strong><span style="font-family: 'Times New Roman','serif';" lang="TR">Seçenek 3:</span></strong></p>
</div>
<div>
<p><span style="font-family: 'Times New Roman','serif';" lang="TR">Amaç: Bali’de elde edilen çıktıları COP’larda (Taraflar Toplantısı) alınacak bir dizi kararla hayata geçirmek ve 2020 sonrası süreci başlatmak.</span></p>
</div>
<div>
<p><span style="font-family: 'Times New Roman','serif';" lang="TR">Araç: Bali kararları Uzun Dönemli İşbirliği Geçici Çalışma Grubu’yla tamamlanacak ve 2020 sonrası yeni bir Uzun Dönemli İşbirliği Geçici Çalışma Grubu kurulacak.</span></p>
</div>
<div>
<p><span style="font-family: 'Times New Roman','serif';" lang="TR">Zaman: Yok.</span></p>
<p><strong>Kısa değerlendirme:</strong></p>
<p>Seçenekleri kısaca değerlendirirsek, Seçenek 3 olabilecek en kötü alternatif. Süreci 2020 sonrasına erteleyerek ABD, Rusya ve Japonya gibi ülkelerin isteklerini öne çıkartıyor. Diğer seçeneklerde ise yeni bir sözleşme kulağa hoş gelse de, yeniden başlamanın zaman kaybı ile daha fazla gecikmeden sonuç olmak kolay görünmüyor.</p>
<p>Seçenek 1 ise, yeni bir çalışma grupları kurması ile süreci yenilemesi tehlikesine sahip. Bu nedenle öncelikli bir tercih değil.</p>
<p>Bu durumda, iklim değişikliğini daha fazla gecikmeden alınması için 2. alternatifin seçenekleri daha öne çıkıyor.</p>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yesilekonomi.com/durban-postasi/durbanda-masadaki-secenekler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

